EV’LİLİK Mİ?
HER NEDENSE, iki insanın hayatlarını birleştirmesini ‘ev’ kelimesinden türeterek kullanıyoruz. Muhtemelen iki insan aynı evi paylaştığı için kullanıyoruz bu deyimi.
Oysaki sadece ev değildir, iki insanın paylaştığı şey. Evlenerek sadece aynı mekanı paylaşmış olmaz iki insan; yekdiğerinin kalbini de paylaşır. Haddi zatında iki insanın kalbi, evlerinin mekanından çok daha geniştir. Duygularımızı da içinde bulunduran kalbimiz, bir ‘ev’e sığmadığı gibi, bütün dünyayı yutsa doymaz bir özelliğe sahiptir.
Ama maalesef evlilik, ‘ev’ kelimesinden türetilerek oluşturulmuş ve sadece aynı mekanı paylaşan iki insanın birlikte yaşamasına isim olmuştur. Halbuki arapçadan dilimize geçen ‘izdivaç’ deyimi, iki insanın ‘eş’ olma vurgusunu ön planda tuttuğu için, evliliği bir ‘ev’ mekanıyla değil,
MUAREFE
ŞU DÜNYAYA gözlerimiz açtığımızda, eşitsiz doğarız hepimiz. Erkek ve kız olarak geliriz dünyaya. Farklılık, tabiatımıza işlenmiştir. Farklılık, eşitsizlik olarak görünür gözümüze.
Eşitsizliği kendisi başlı başına bir değer değildir. Önemli olan bu eşitsizlik içinde bir adaletsizliğin bulunup bulunmadığıdır. Eşitlik için de aynı durum geçerlidir. Herkese aynı şeylerin verilmesi de adalet olmayabilir. Susayan üç kişiyi düşünelim. İlk bakışta beş kişinin tamamına da su verilmesi eşitliğin bir gereğidir. Ama içinde ameliyatlı biri vardır ki hiç su içmemelidir. Hasta biri vardır ki az su verilmelidir. Orucunu açan sağlıklı biri vardır ki iftar vakti girer girmez hemen su verilmelidir. Bunun gibi sosyal hayatta da buna benzer bir çok eşitsiz durumla karşılaşırız.
Son yorumlar
1 gün 23 saat önce
4 gün 1 saat önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 6 gün önce
1 hafta 6 gün önce