baba

Babalar çocuklarının 'yaşam koçu'dur

Çocuk yetiştirmenin zorluklarını herkes bilir ve bu konuda özellikle annenin rolüne vurgu yapılır. Anne eğitimine yönelik kitaplar, yayınlar ve çalışmalar oldukça fazladır.

Acaba kişilik gelişimi için anne etkisi yeterli midir? Babanın çocuk eğitimi üzerinde sadece bir tamamlayıcı unsur olduğu görüşü eksik bir yorumdur. Baba modeli kişiliğin güven-güvensizlik, otorite, bağımlılık, duygusal kontrol, özyeterlilik, dışa ve sosyal ortama açılma ile ilgili en önemli etkenlerden biridir. Çünkü anne, bebeklikten gelen bir şefkat ve koruyuculuk eğilimiyle kişilik gelişiminde ihtiyacı olan bireysellik ve otokontrol duygusunu yeterince destekleyemeyebilir.

Baba çocuğun 'dışarıyla' köprüsünü kuran kişidir. Çocuk, hiç tanımadığı, bilmediği bir dünyayı babanın kontrolüyle güvenle tanır. Gerekli ve gerçekçi açılımlarını gerçekleştirebilir. Duygular anne yoluyla, gerçekler baba yoluyla tanınır. Bir bakıma baba, çocuğun hayatına giren ilk yabancıdır ve bu konumu nedeniyle yabancılık

Aileyi ihmalin faturası, kazandıklarımızın çok üstüne çıkıyor


ANNE çok mu yorgunsun?”

“Evet canım. İş yorgunluğunun üstüne tuz biber oldu şu dönüş trafiği. Biraz dinlenip kendime gelmem lazım.”

“Anne… Beni seviyor musun?”

“O nasıl söz öyle yavrucuğum. Bütün anneler çocuklarını çok sever.”

“Bana sarılsana.”

“Gel bakalım yumurcak seni.”

Küçük çocuk annesinin boynuna sarılırken “Zezé haklı” diyordu içinden. Hani şu sıralar okuduğu Şeker Portakalı adlı romanın kahramanı yaramaz Zezé. Gerçekten de fabrika dedikleri yer aslında “her gün insanları yutan, akşam olunca da çok yorulmuş insanlar kusan bir canavardı.”

Resim deyip geçmeyin!

Çocuklar, anne baba ya da arkadaşlarıyla ilişkilerini resimlerle ifade ediyor. Yetişkinler için sıradan görünen bu resimlerdeki her çizginin, hatta noktanın çocuğa göre bir anlamı var.

Çocuklar kendileriyle ilgilenmeyen anne-babayı canavar gibi çizerken, sevdiği insanları meleğe benzetiyor. Antalya Toros İlköğretim Okulu resim öğretmeni Mustafa Nail Kamacı, çocukların farklı bir dünyası olduğunu anlatırken, çizdikleri resimlerin ruh dünyalarını yansıttığını söylüyor. Öğrencilerden bir uçak kazasını çizmelerini isteyen Kamacı, resimlerin hiçbirisinde ölüm olayına yer verilmediğini ifade ederken, "Ya paraşütle atlatmışlar ya da uçmuşlar, ama hiçbirisi ölmemiş." diyor. Kamacı'ya göre, şiddet yaşanan aile ortamlarında çocuklar şiddet uygulayanları canavar, kendisine kızan kişileri kedi gözlü, sevdiği kişileri melek şeklinde resmediyor.

Mesajı aldınız mı?

MEHMET BEY sabahları erken vakit evden çıkar, çocuklarının geleceği için gün boyu çalışır, eve dönüşü ancak akşamın ilerleyen saatlerinde olurdu. Her akşam üzeri, geleceklerini çok düşünen babalarını beklerdi çocukları.

Mehmet Bey yalnızca çocuklarını düşünen biri de değildi. Başkalarını da düşünür, sık sık "Ne olacak bu dünyanın hali?" diye düşünürdü. Eh, dünyayı bu halinden kurtarmak için, ne olup bitiyor, öğrenmek gerekiyordu. O yüzden, eve geldiğinde Mehmet Beyin yaptığı ilk işlerden biri televizyonu açıp karşısına oturmaktı. Mehmet Bey elinde kumanda âleti haber kanalları arasında dolaşırken arada bir cep telefonu da çalar; ve bütün bu ‘rakip’leri yenebilirlerse, çocukları birazcık olsun babalarıyla konuşup oynarlardı.

O gün, Mehmet Beyin oğlu Enes için önemli bir gündü. Enes yaptığı resim için öğretmeninden kocaman bir aferin almıştı.

Sevgiyi Sevmek Zorundayız

Sevgiyi Sevmek Zorundayız
Yüce Yaratıcı kendisini unutanı, kendi haline bırakıyor. Bir Batılı düşünürün ifadesiyle, ALLAH' tan uzaklaşan insan, bizzat kendisinden uzaklaştı. Allah'tan uzaklaşmak, insanlıktan uzaklaşmak anlamına geldi. Bu şekilde kendisinden uzaklaşan insanlar, artık insanlar gibi konuşamıyorlar ama, hayvanlar gibi havlaşıyorlar. Madde itibariyle çok zenginleşen insanlar, yüreklerini fakirliğe teslim etmiş bulunuyorlar. Hep biriktirmek ve daha fazlasına sahip olmak uğruna, hatır gönül dinlemiyen insan, en yakınlarını bile uzaklaştırdı. En çok ihtiyaç duyduğu zamanda bile bulamayacağı kadar uzaklaştırdı. Şimdi Batılı zenginler, önemli bir hastalık geçirdiklerinde, tehlikeli bir ameliyat yaşadıklarında çok seviniyorlar. Çünkü ancak o zamanlarda, yakınlarının sevgisini ve bir parça da olsa şefkatini görebiliyorlar. Maddeci medeniyet insanı sevgi yetimi ve şefkat öksüzü haline getirmiştir.

Ailede Mutluluk gözlerden okunmazsa sözlerden okunur

Aile; insanın dünyaya gelmesinin meşru zemini. Anne ve baba adı verilen mühendislerin,Allah 'ın verdiği çocuk denilen malzemeyi işleyerek topluma, renk renk, çeşit çeşit kişilikte insanları yapılandırıldıkları kurum.

Aile; insanı insan olmaya ve daha sonra da topluma hazırlayan donanma üssü. İnsanı insan yapacak cevherleri şartsız sevgi, doğru ilgi ve değer suyu ile dengeli bir şekilde büyütüp, kendi inandıkları ve yaşadıkları yol haritalarını da eline verip hayat yolculuğuna uğurladıkları ana istasyon. Çocuk önce gözleri ile kendi kitabının besmelesini yazar.

Büyüklerin yapıp ettikleri ilk malzemeleridir. Daha sözleri anlama basamağına çıkmadan, gözleriyle tarar insanları, olayları ve çevreyi. İlk yazılanlar kazılanlardır. Yani hep kalıcı olacaklar ve ona yol göstereceklerdir. Dilden söylenenler kulağa, yürekten söylenenler yüreğe yol bulacaktır. Ve çocuk bunu sezgileriyle algılayıp kaydedecektir.

Anne, babadan daha çok dövüyor

Anne, babadan daha çok dövüyor

Üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırmaya göre, her iki gençten biri aile içinde bedensel ceza alıyor. Anneler, babalardan daha çok dövüyor

Araştırmadan çıkan ilginç sonuçlardan biri, çocuklarına, annelerin babalardan daha çok bedensel ceza vermeleri... Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Asude Bilgin'in, 'Aile İçi Bedensel Cezaya İlişkin Bir Çalışma' başlıklı araştırması, dayakla ilgili çarpıcı veriler ortaya koydu.

Gül Yetiştirmek İçin,Toprak Olmak Gerek Unutmayın.

Çocuk çiçektir;sevgi ve ihtimamla serpilir,güzelleşir..
Çocuklarınızdan asla boşanamazsınız..
Çocuğunuzun sizi her zaman seveceğini bilmenin lezzetini yaşayın..
Bir çocuk annesine de babasına da saygı duymalıdır..
SİZ DE ÖYLE..
Çocuklarınızla birlikte yemek pişirin,daha sonra da birlikte yeyin..
Ailece televizyon karşısında yemek yemeyi alışkanlık haline getirmeyin..
Küçük bir çocuğun bile,evin içinde üstlenebileceği bazı sorumluluklar vardır..
Düzen ve kurallar,çocuklara kendilerini güvende hissettirir..
Dede ve nineler,çocuklarınız için çok değerli birer arkadaştırlar..
Çocuklar görgü kurallarını ana-babalarından öğrenirler..
Dikkat edin çocuklarınız verdiğiniz görgüden ömür boyu faydalanacaklardır..
Çocuklarınızla sık sık başarılarını paylaşın..

Ilgili Konular:

Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü

Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü

Bir tavuğun civcivini koruma girişimini bir düşünün. O cılız bedenine rağmen, yavrularına saldıran korkunç tilkinin gözlerini oymak istercesine saldırıyor. Hiçbir canlı, dünyanın en korkak varlığı kabul edilen tavuğa, yanında civcivleri varken yaklaşamaz. O tavuğa, o gücü veren annelik duygusudur. Kuşların en küçüğü çöplük bülbülü bile, yuvasındaki yavruları uğruna baykuşla pençeleşir.
Çocuklarınızı Tilkilerde daha alçak olan dünyanın egemen güçlerine yem etmeyin. Çocuklarını sevgisiz bırakan aileler, onlarla yeterince ilgilenmeyen anne babalar çocuklarını vahşi bir canavar olan kapitalist dünyanın ellerine teslim etmiş oluyorlar
Depremde binanın altında kalan anne, çocuğunu kurtarmak için, eline geçirdiği cam parçasıyla kolunu kesip çocuğunu kurtarmış. Bunu ancak bir anne yapar..

Çocuklarınıza 'Ben senin yaşındayken' diye başlayan cümleler kurmayın...

Anne-babalar çocuklarını genelde "Ben senin yaşındayken..." diye başlayan cümlelerle baskı altına almaya ya da öğüt vermeye çalışır. Halbuki bu tür yaklaşım faydadan çok zarar verir. Bu tür konuşmaların altında daha çok ebeveyn-çocuk anlaşmazlığı yatmaktadır.

İletişim, insanların birbirini dinlemesi, birbirleri ile konuşması ve birbirlerini anlamaya çalışmasıdır. Çocukla ilk iletişime girecek olan anne ve baba, çocuğuna bir model oluşturarak yaşam boyunca çocuğuyla bir paylaşım, bir etkileşim içinde olacaktır.


Son yorumlar

Anket

İçeriği paylaş