
Kendimi bildim bileli hep yanımdaydın.O güvenli kanatlarının altında ben huzuru güveni tatmıştım.
Bundan tam 8 yıl önceydi.Gözlerini kapatıp bana veda edişin.Bu nasıl bir vedamış ki yüzünü bile unutmak üzereyim."Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurmuş Yüce Nebimiz (s.a.v.),işte bu sözler olmasa,bu umut olmasa,yüreğimin yangınını nasıl söndürürdüm ..
“Hem Ağlarım Hem Giderim”
Gelinler için söylenmiş onca sözden sadece biri...Bu günlerde anlıyorum ki bunu söyleyip gitmek kolaymışta göndermek zormuş. Uğurlayan olmak,arkadan bakmak,canını,kardeşini önce Allah'a sonra damada emanet etmek,kına yakılan değilde yakılmasını seyreden olmak çok zormuş...
Kardeşinizi gelin ederken hem tatlı bir heyecan hemde tarifsiz bir korku,endişe kaplıyor içinizi...Gelin olup giderken yanınızdakine güvenirsiniz,güvenirsiniz ki elini tutmuşunuzdur...O heyecanla hiç endişe etmezsiniz.Ama uğurlayan olunca iş değişiyormuş. Nadide çiçeğinizin kardeşinizin elinden tutana güvenseniz de yinede içinizde bir yerlerde, kafanızın en ücra köşesinde boy boy soru işaretleri ”Acaba geçinebilecekler mi?Kardeşim mutlu olacak mı?”
Dualar daha bir içten,yakarışlar gönülden...”Ya Rab! Kurulan yuvayı sen muhafaza eyle!”
Ne çok yalnızlığımı paylaştın,
Ne çok güç verdin bana...
Her kararımı aldım yanında..
Senelerce derdimi açtım sana..
Senden güzel yaren mi var
Benim ey güzel secdem ey yamalı seccadem..
Ben senı bırakmamak ıcın söz verdım su fanı dunyada
Sende benı bırakmazsın degıl mı hakıkı hayatta
Gecelerce el açtım
Gittiğim her yerde yanımdaydın..

Gözyaşlarımı seninle sildim..
YARADANIMIN huzurunda seninleydim..
Senden güzel yaren mi var
Benim ey güzel secdem ey yamalı seccadem..
Sen bana derman olana vesıle oldun
Ey benim kahrımı çeken seccadem
Ne hakıkı bır dostsun sen,,
Benim ey güzel secdem ey yamalı seccadem..
*****
Huzur içerisinde geçirmek istediniz zaman dilimleridir akşamlar..
Sizin için bazen bazen mutlu, bazen üzüntülü,bazen stresli geçen bir günü arkada bırakır ,oturursunuz sofraya.Sıcacık evinizde yemeğinizi yersiniz hep beraber.Biryandan da binbir çeşit haber gelip geçer televizyonunuzun camından.
İşte o sırada, küçük,masum yüzlü,davetsiz misafirler ,geliverirler evinize,kimisi üzerindeki yırtık pırtık elbisesiyle,kimdi küçük bedenlerindeki kanlarla, yaralarla..
Annesini babasını kaybedenler,çaresiz yaşlı gözlerle bakıverirler birden,gözlerinizin içine.
Dertlisiniz, belki dağlar kadar yük var omzunuzda... Sanıyorsunuz ki tek dertli benim, sadece ben kalkmaya çalışıyorum bu yükün altından...O yüzden herkese anlatasınız gelir kazanmaya çaıştığınız hayatı.” benim başıma şu geldi,ben şu haldeyim”aslında siz sadece konuşmak dertleşmek istersiniz çünkü sandığınız kadar güçlü değilsinizdir....
Burada şunu yapmak lazım, dertlerinizi sevin onların Hz Alah'ın bir hediyesi olduğunu düşünüp sevin....En sevdiğinizden bir hediye aldığınız zaman böylemi yaparsınız? Verdiğini beğenmeyip herkese “bana bunu mu layık görmüş” dersiniz? Yoksa sevdiğinizden gelen çalı olsa size gül gibi mi gelir?Bunu sorun kendinize..
Küçük bir çocukken büyümek en büyük hayalidir insanın.
‘Ben dışarıda daha fazla oynamak istiyorum anne’;
‘Olmaz içeri gelmelisin artık’ dendiğinde ‘Hele bir büyüyeyim,o zaman kendi istediklerime kendim karar vericem’ düşüncesiyle büyümeyi en büyük hayal ,en büyük hedef olarak önüne koyar çocuk.
İstediği ama elde edemediği her şey için, karşısına çıkan, son sürat tosladığı bir duvardır; ‘küçük olmak’.
‘Bir büyüyeyim anne babam kadar olayımda bu duvarı yıkıp yerle bir
etmez miyim ben’ diye düşünür.
Yetişkin olmak için bir kor ateş içinde yanar durur
Ergenlik ise bu ateşin alevlerinin ,iyiden iyiye, göğe yükseldiği zamandır.
YAVRUMA …
Bir güneş gibi doğdun hayatıma…
Zayıf,cansız, bir çiçek gibiydim sen gelmeden önce…
Bir rahmet yağmuru gibi, yağdın yüreğime.
Senin sevgini hissederken kalbimde;
Umudum oldun yeşermek için,
Ve senin için daha kuvvetli tutundu köklerim, hayata
O,küçücük ellerinle ,elimi tuttuğunda,kalbimi tutmuştun aslında ve oradaki kocaman yer,hep benim olacak diye sahiplenivermiştin.
Nasıl da kuruldun öyle gelir gelmez ,yüreğimin başköşesine…
O,güzel gözlerine baktığımda,acı , hüzün ne varsa, hatta bütün dünya çekilirdi aramızdan.
Umudu, sevinci, bütün güzellikleri barındıran,uçsuz bucaksız bir bahçeydi, sanki gözlerin;içinden hiç çıkmak istemediğim…
Mis kokunu içime çektiğimde mest oldum.
Günbatımı falezlerden seyrediyorum torosları…
Omuz omuza vermiş yüce sıra dağlar can dostlar gibi …
Arkalarında henüz batmış güneşin izleri.Kızılın bütün tonları taç olmuş torosları süslemekte…Gecenin asaletini haber verir gibi..
Önlerinde bütün nazıyla,işvesiyle, mavinin her tonuyla gelin gibi süzülen Akdeniz….
Hayat boş büyük bir tarlayı sürüp yeşertmek gibidir.
Herkes ister ki tarlasında çeşit çeşit ağaçlar, meyveler, bağlar ,çiçekler açsın.
Bakınca şöyle bir derin nefes çekmek ,huzuru, mutluluğu oraya derin derin bakarken yakalamak ister.
Ama bunlar öyle kolayca ve kendiliğinden olabilecek şeyler değildir.
Hayat bahçesindeki o nazlı , narin ,kırılgan çiçekler, size öyle bir çırpıda açıvermezler kapılarını. Meyveler öyle daha toprağa atarkenden, kucaklaşıvermez gökyüzüyle hepsini azimle şevkle gayretle ilmek ilmek işlemek gerekir sabır gergefinde...
Küçük bir çocukken ne kadar güzeldi herşey
Kahramanı olduğum güzel oyunlarım,
Sıcacık gülümseyişiyle bana göz kırpan güneşim,
Etrafta uçuşan kelebeklerim,cıvıldayan kuşlarım vardı benim.
İşte koskoca hayat benimdi ve hayat bendim.
Akan sulara baktığımda ,onlar değildi çağlayan gürül gürül ,bendim
Mis kokulu gülleri kokladığımda, bulbul değildi şakıyan ,bendim
Masmavi denizleri temaşa ederken, kanat çırpan martılar değil ,bendim
Karanlıkları aydınlatan mehtaba baktığımda, parlayan o değil,bendim
Rengarenk uçurtmamı saldığımda bulutlara,o değildi ki;
rüzgarla yarışan, bendim
Tırmanırken ulu bir ağaca, gökyüzü ile kucaklaşırcasına,kollarını açan,
ağaç değil; bendim
Son yorumlar
22 saat 12 dakika önce
2 gün 23 saat önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce