Dertlisiniz, belki dağlar kadar yük var omzunuzda... Sanıyorsunuz ki tek dertli benim, sadece ben kalkmaya çalışıyorum bu yükün altından...O yüzden herkese anlatasınız gelir kazanmaya çaıştığınız hayatı.” benim başıma şu geldi,ben şu haldeyim”aslında siz sadece konuşmak dertleşmek istersiniz çünkü sandığınız kadar güçlü değilsinizdir....
Burada şunu yapmak lazım, dertlerinizi sevin onların Hz Alah'ın bir hediyesi olduğunu düşünüp sevin....En sevdiğinizden bir hediye aldığınız zaman böylemi yaparsınız? Verdiğini beğenmeyip herkese “bana bunu mu layık görmüş” dersiniz? Yoksa sevdiğinizden gelen çalı olsa size gül gibi mi gelir?Bunu sorun kendinize..
Günbatımı falezlerden seyrediyorum torosları…
Omuz omuza vermiş yüce sıra dağlar can dostlar gibi …
Arkalarında henüz batmış güneşin izleri.Kızılın bütün tonları taç olmuş torosları süslemekte…Gecenin asaletini haber verir gibi..
Önlerinde bütün nazıyla,işvesiyle, mavinin her tonuyla gelin gibi süzülen Akdeniz….
Mutluluk nedir?
Ufak bir çocuğu sevindirdiğiniz zaman yüzünde oluşan tebessümün size verdiği haz belki..
Minik bir kediyi okşadığınızda size sürtünerek teşekkür ederken içinizi kaplayan o his..
Hiç ummadığı anda birden karşısına çıktığınızda dostunuz attığı çığlığa karşı verdiğiniz o tepki..
İhtiyacı olan birinin müşkülünü hallettiğinizde içinizi ısıtan huzur...
Soğuk bir kış akşamı ailenizle birlikte sıcacık evinizde geçirdiğiniz vakit...
Hasta olduğunuzda baş ucunuzda bekleyen,elinizi sıkıca tutan hayat arkadaşınızın sıze verdiği o güç..
İlk anne baba olacağınızı duyduğunuzda yaşadığınız heyecan..
Bebeğinizi ilk kucağınıza aldığınız o an..
Geçmiyecek biliyorum....Ne yapsam ne kadar kendimi teskin etsemde olmayacak..Her defasında acaba mı sorusu beynimi meşgul edecek..Her tahlil günü,öncesi ve sonuç alma zamanı kalbim hızla atacak..Gözlerim o iki tahlil sonucuna korkarak bakacak..Biliyorum her ne kadar çevreme sevdiklerime yansıtmamaya çalışsamda farkındalar.Onlarda atlatamayacak..Bu bir zerzeniş değil isyan hiç değil..Sadece korku,acaba aynı şeyler başıma gelirse eskisi kadar sabr edebilirmiyim,kaldırabilirmiyim onun korkusu..
Onu ilk gördüğümde bir hastane koridorunda muayene için sıra bekliyorduk.Önce kırlaşmş saçları dikkatimi çekti,sonra yorgun ama ışıl ışıl gözleri..Belli ki yaşadığı acılar o yorgun ifadeyi yerleştirmişti ışıl ışıl gözlerine…
Hastane koridorunda sıra beklerken âdettendir hastalar birbirlerinin dertlerini sorarlar.Derdini anlatan rahatlar,dinleyen haline şükür eder içinden…
Ama o, kır saçlı küçük adam farklıydı.Hastaydı ama ne dert anlatıyor nede dinliyordu.Dünyası belli ki bambaşkaydı.Başına gelenleri tam olarak anlayamıyor yada kendi dünyasına göre yorumluyordu.
Herkesin çocukluğu kendine güzel ve özeldir ya, benim ki gerçekten güzeldi..Kimi zaman tadı damağımda kalan lezzetli bir tatlı gibi,kimi zaman içime akan sıcacık iki yudum çay gibi,kimi zaman matemini tuttuğum eski bir dost gibi hatırlarım çocukluğumu….
Zihnimde tekrar ederim o güzel,huzurlu ve duru günleri…Unutmaktan korkar bir halim var sanki..
Oysa unutamam,unutmamam lazım zaten.Çünkü ben çocukluğumda öğrendim paylaşmayı,merhameti,sılayı,sır saklamayı,dostluğu,vefayı ve sevmeyi…
Biz ailecek otururduk apartmanda, amcam,halamlar çocukları ve babannem ,dedem…
Son yorumlar
2 gün 9 saat önce
4 gün 6 saat önce
1 hafta 1 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
2 hafta 3 gün önce
3 hafta 5 gün önce
4 hafta 5 gün önce
5 hafta 10 saat önce
5 hafta 2 gün önce