çocuk

Çocukluğum, sen ve yokluğun !

zambak tarafından Pzt, 11/17/2008 - 09:06 tarihinde gönderildi.

Kendimi bildim bileli hep yanımdaydın.O güvenli kanatlarının altında ben huzuru güveni tatmıştım.
Bundan tam 8 yıl önceydi.Gözlerini kapatıp bana veda edişin.Bu nasıl bir vedamış ki yüzünü bile unutmak üzereyim."Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurmuş Yüce Nebimiz (s.a.v.),işte bu sözler olmasa,bu umut olmasa,yüreğimin yangınını nasıl söndürürdüm ..

İnsan zekası gelişiyor

İnsan zekası gelişiyor
İsveçli bilim adamlarının yaptığı 20 yıllık bir araştırmaya göre, insanoğlunun zekâsı sürekli olarak gelişiyor.

Araştırmada, günümüzdeki çocukların hafızasının daha güçlü olduğu ortaya çıktı.

1980'li yıllarda ilk olarak Yeni Zelandalı araştırmacı James R Flynn, insanlığın zekâsının eskiye nazaran sürekli artış gösterdiğini ortaya koymuştu. İsveç'te de 'Betula projesi' adı verilen bir çalışma yeni bulguları gözler önüne serdi.

Stockholm Üniversitesi, 20 yıllık araştırması için, yaşları 25 ila 80 arasında değişen 4 bin 200 kişiyi soru cevap testlerine tabi tuttu. Üniversitenin Psikoloji bölümünde öğretim görevlisi olan Lars-Göran Nilsson, "İnsanın deneyim hafızasının her yeni jenerasyonda daha fazla arttığı gözleniyor" dedi.

Yeni kıyafetleri yıkamadan giymeyin

Yeni kıyafetleri yıkamadan giymeyin
Yeni aldığınız iç giyim, çorap ya da farklı kıyafetleri yıkamadan giymeyin.

Çünkü bu ürünler, hazırlanma ve üretim aşamasında farklı ortamlarda üretiliyor-depolanıyor. Üzerlerinde çok miktarda toz birikebiliyor. Ayrıca boya işlemi nedeniyle, boya artıkları kumaşta kalabiliyor.

Yeni aldığı bir kıyafeti kim hemen üzerinde görmeyi istemez ki? Peki bu durum ne kadar hijyeniktir hiç düşündük mü? Pamuktan ipliğe, iplikten kumaşa, kumaştan da bitmiş mamule dönüşen yeni kıyafetimiz uzun bir üretim süreci sonrası elimize ulaşır. Yapısı itibarıyla tozu içine çeken dokuma ve örme kumaşlar hijyenik olmayan koşullarda depolanır. Depodan kesime, kesimden makinelere geçiş esnasında birçok işçinin çalıştığı atölye ortamındaki tozu içine hapseder.

Cinsel Sapkınlık Tehlikesi!

Cinsel Sapkınlık Tehlikesi!
Son dönemde haber bültenlerinde daha çok duyar hale geldiğimiz 'cinsel istismar' olayları; öfke, endişe ve şaşkınlıkla karşılanıyor. Yetişkinler kadar çocukların da maruz kalabildiği bu olayların temelinde "cinsel sapkınlık" sorunu yatıyor...
Medical Park Fatih Hastanesi'nden Klinik Psikolog Sinem Demir'in verdiği bilgilere göre; cinsel dürtülerinin akıntısına kapılmış ve bunu duygu-düşünce-davranışlarında göstermekten kendini alıkoyamayan kişiler, genel olarak 'sapkın kişilik' olarak değerlendirilebilir.

Cemre, insana düşer!

Bir işarettir cemre.

Kara kışların ardından, soğuk beyazların arasından, pembeli yeşilli baharlar gözümüz önüne serilir.

Bilinmezlikler içinden, tam vaktinde, rengi, kokusu, lezzeti yerinde nimetler gönderenden bir işarettir cemre.
Kupkuru dallara yaprak yaprak can, suyu çekilmiş ırmaklara gürül gürül heyecan veren...
Kuş sütünü eksik etmeyen sofraları kıskandıracak, herkesi doyuran ziyafetlere buyur eden birinden işarettir...
Başlangıçtır cemre...

Cemre, havaya düşer!

Çocuklar Annelerini Taklit Ediyor

Çocuklar annelerini taklit ediyor

Erkek çocukları da evde ütü ve temizlik yapmaya çalışıyor; mikserle oynuyor.

Kızlar kadar erkek çocukların da küçük yaşlarda annesini taklit ederek evde ütü ve temizlik yapmaya çalıştığı, mikser ve elektrikli süpürge gibi eşyalarla oynadığı bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Mesleki EĞitim Fakültesi Öğretim Görevlisi, İhsan Doğramacı Anaokulu'nun yöneticisi ve müdürü çocuk gelişim uzmanı Figen Güleş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların 1 yaşını geçtikten sonra anne ve babayı taklit etmeye başladığını bu yüzden ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Ilgili Konular:

Mesajı aldınız mı?

MEHMET BEY sabahları erken vakit evden çıkar, çocuklarının geleceği için gün boyu çalışır, eve dönüşü ancak akşamın ilerleyen saatlerinde olurdu. Her akşam üzeri, geleceklerini çok düşünen babalarını beklerdi çocukları.

Mehmet Bey yalnızca çocuklarını düşünen biri de değildi. Başkalarını da düşünür, sık sık "Ne olacak bu dünyanın hali?" diye düşünürdü. Eh, dünyayı bu halinden kurtarmak için, ne olup bitiyor, öğrenmek gerekiyordu. O yüzden, eve geldiğinde Mehmet Beyin yaptığı ilk işlerden biri televizyonu açıp karşısına oturmaktı. Mehmet Bey elinde kumanda âleti haber kanalları arasında dolaşırken arada bir cep telefonu da çalar; ve bütün bu ‘rakip’leri yenebilirlerse, çocukları birazcık olsun babalarıyla konuşup oynarlardı.

O gün, Mehmet Beyin oğlu Enes için önemli bir gündü. Enes yaptığı resim için öğretmeninden kocaman bir aferin almıştı.

Eskiden oyuncaklarımız vardı...

Bazı oyuncaklar, dünyanın her yanında çocukların sevgilisi olmayı sürdürüyorlar. Peki, oyuncaklar çocuksuluğunu yitirdi mi?

Çocukluğumuzda oyuncaklarımızı annemiz babamız, çoğunluklada büyük babalarımız hazırlardı. Genellikle de büyükler çocuklar için kendi hayallerindeki oyuncağı yaparlardı. Babadan oğla kadar geçiş yapan bu oyuncakların eskimeyen bir yanı vardı.Topaç, Çember... Ve tabii ki bez bebekler. İki tahta arasında zıplayan cambazlar. Altına bilyelerin takıldığı, uzun sapından tutup bir ayağımızı koyup diğeriyle de ittirdiğimiz şimdikilerin kay kay dediği tahta oyuncaklarımız. Kızaklarımız ve rengârenk uçurtmalarımız.
Bugün hala Anadolu'nun, belki de çoğu yerlerinde çocuklar kendi yaptıkları oyuncaklarla oynuyorlar. Ağacı yontarak, telleri kıvrım kıvrım bükerek oyuncaklar üretiyorlar. Hiç umulmadık şeylere renk ve şekil veriyorlar.

Başarı nedir?

Başarı deyince aklımıza farklı şeyler gelir.
Toplumun gözünde başarı;
İyi maddi gelir getiren bir kariyer,
Büyük bir ev,
Lüks bir arabadır.
Aslında bunlar başarılı olmanın tanımı
değildir.Aşağıda Ralph Waldo Emerson’un
başarı tanımına kulak verelim:

Başarı;
• Sık sık gülmek ve çok sevmektir.
• Akıllı insanların saygısını ve çocukların
sevgisini kazanmaktır.
• Dürüst eleştirmenlerin onayını almaktır.

Sadece yanında tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir".

"Bir yaz günü plajda oturuyor kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum...

Her ikisi de deniz kıyısında kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle, kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı...

Kale neredeyse tamamlanmışken büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu...

Herşey bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü...

Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların gözyaşlarına boğulmalarını bekliyordum...

Ama çocuklar beni şaşırttı...


Son yorumlar

Anket

İçeriği paylaş