Ağaçlardı insanların acılarına ve hayallerine tanık..
Kimbilir kimler altında oturup dinlendi bu ağaçların..
Kaç kişi göz yaşı akıttı?
Kaç kişi fotoğraf makinesine gülümsedi ve poz verdi,bu ağaçların altında? Kimbilir..
Yılların tanıklığını yapan ağaçlar..
Dostluklarda bir çınar ağacı kadar sağlam ve uzun ömürlü olabilselerdi..
Ne güzel olurdu..
Dostluk, dostunun bir ömür boyu kalbinde yerinin olması, değimliydi?
Yada hissetmek her yaşadığı sıkıntıyı, çok uzaklarda olsa bile..
Sanırım artık dostluklar da kısa süreli..
Hemencecik tüketiliveren dostluklar ve sevgiler aldı artık hayatımızı..
Bir anda oluşan ve yok olan dostluklar..
Dostluk nedir? Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası, bir moda, bir gelgeç ruh hali değil...
Sempati..
İlgi..
Bağlılık..
Yüceltme..
Taçlandırma...
Sorumluluk duyma..
Yürekten algılama..
"Bir yaz günü plajda oturuyor kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum...
Her ikisi de deniz kıyısında kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle, kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı...
Kale neredeyse tamamlanmışken büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu...
Herşey bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü...
Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların gözyaşlarına boğulmalarını bekliyordum...
Ama çocuklar beni şaşırttı...
Yüz yüze dostluklar vardır; güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur mesela,
ayçiçeği sabahtan akşama kadar hiç ayıramaz yüzünü güneşten…
uzak dostluklar vardır; denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki bir göl,
birbirlerinin uzak dostlarıdır, dostluklarını gündüz kuşlarla, gece yıldızlarla iletirler birbirlerine..
sessiz dostluklar vardır; dilsiz bir adamla, duymayan bir başka adamın elleri arasında,
sessiz bir dostluk oluşur, her şeyden konuşur sessizce bu eller….
zorunlu dostluklar vardır; pazar ve pazartesinin dostluğu gibi..
KAYBETMEDEN BIR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN
Terentius, "Onunla her seyi paylasmak zevkinden mahrum kalinca, hiçbir
zevki
tatmamaya karar verdim"
demis, yitirdigi bir dostunun ardindan.
Nasil bir insandan bahseder Terentius? Karsisinda zavalli gibi görünmekten
korkmadigimiz, bizi degistirmeye degil
zenginlestirmeye çalisan, yargilayan degil, kendimizi sorgulamamiza yardimci
olan biri midir yitirilen?
Sabahin 3'ünde çaldigimiz kapisini açtiginda, tek kelime etmeden kollarina
atilip aglayabilecegimiz bir insan midir Terentius'un acisini bu sekilde
dillendiren?

Tanınmış gezgin Thomas Cook bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.
Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil¤ o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar fakat onların birbirleri peşisıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı.
Konut ve iş yerlerinizi boyatırken tercih ettiğiniz renk, zihninizde yaratacağı etkiye dikkat çekiliyor. Uzmanlar, iyimserlik ve kendine güven duygusu uyandıran sarıyı çalışma odaları için önerirken, kırmızının çevreye yaydığı enerji nedeniyle fiziksel aktivitelerde artışa yol açtığını söylüyor. Sarı rengin verdiği enerjiyle, kişinin zihinsel faaliyetlerinin artacağı ve altın sarısı tonlarının ise zihin üzerinde olumlu etkiler sağladığı belirtiliyor. Sarıyı seviyorsanız çekinmeden duvarlarınızı boyayabilirsiniz ama koyu olmamasına dikkat edin. Zihninizi açacak sarı, özellikle çalışma odaları için ideal.
Lacivertte yatıştırıcı etki
Herkesin çocukluğu kendine güzel ve özeldir ya, benim ki gerçekten güzeldi..Kimi zaman tadı damağımda kalan lezzetli bir tatlı gibi,kimi zaman içime akan sıcacık iki yudum çay gibi,kimi zaman matemini tuttuğum eski bir dost gibi hatırlarım çocukluğumu….
Zihnimde tekrar ederim o güzel,huzurlu ve duru günleri…Unutmaktan korkar bir halim var sanki..
Oysa unutamam,unutmamam lazım zaten.Çünkü ben çocukluğumda öğrendim paylaşmayı,merhameti,sılayı,sır saklamayı,dostluğu,vefayı ve sevmeyi…
Biz ailecek otururduk apartmanda, amcam,halamlar çocukları ve babannem ,dedem…
Dostlar vardır çiçek gibi,koklar koklamaz alır götürür
bütün yüreklerinizi...
Dostlar vardır soba gibi, yüreğindeki ateşle ısıtır elleriniz...
Dostlar vardır, yağmurda, fırtında sığınak, güneşte gölge...
Dostlar vardır yıldız gibi, hava kapalıysa bile, kapkara
bulutların bekçisidir gökyüzünde...
Doslar vardır arada bir uğrayıp altüst eder hayatımızı,
dil zehir zemberek, bakışları keskindir...
Dostlar vardır iyi bir öğretmen gibi, nasıl sorulacağını
öğretir size...
Dostluk, bu yapılması gereğine inanılan telefon görüşmeleri sırasında diğer insanların dedikodusunu yaparak karşılıklı birşeyler paylaşıldığını zannetmek değildir...
Dostluk, dost bildiğin kişinin en ince detaylarını bilme ihtiyacı ve gereği değildir...
Dostluk, dost bildiğin kişinin senin en küçük detaylarını bilmesi gerektiği değildir...
Dostluk, her hafta üç-beş kere görüşmek değildir...
Bir ay, bir sene, beş sene seni aramayan, senin de aramadığın bir insanı birdenbire arayıp; dertleşmek, hatır sormak istersen ve o insan da seni geri çevirmez, sanki daha dün konuşmuşsun gibi kaldığınız yerden konuşmaya devam ederse ve daha da önemlisi bu bir ay, bir sene,
Son yorumlar
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 9 saat önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce