
Eller var, karıştırıcıdır. Her şeyi karıştırır. Münasebetsiz ellerdir bu eller. Olur olmaz yere sokulur. Girmemesi gereken yerlere girer. Karıştırıcı eller, pislikten kurtulmaz. Çünkü, karıştırma aşkı “her şeyi” kapsadığı için, bu her şey arasına pislik de girer. Bu tür eller bulaştığı pisliğin faturasını kendi karıştırıcılığına kesmez. “Oralarda ne arıyordun?” diyene, “Öyle her şeyi ve her yeri karıştırırsan, boyuna kadar necasete batarsın” diyene söyleyecek bir şeyi yoktur.
Eller var, düzenleyici ve düzelticidir. Çapak gördüğü göze yumruk olmaz. Kimseye hissettirmeden, bir ana şefkatiyle o çapağı alır. Yüzün ve gözün güzelliğini çapağa feda etmez. Değdiğini bozmaz, düzeltir. Düzelteceğim diye “düz” hatta “dümdüz” etmez. Çünkü bu eller, amuda kalkıp da dünyayı düzeltme iddiasına soyunan “ters”lerin elleri değildir.
Tabunun ve taassubun çeşitli karşılıkları vardır, herkesin sözlüğünde. Ama yine de herkes kendi sözlüğünün kelimelerine bakar ve okuduğu her kelimeden yine kendine göre manalar çıkarır...
Hâlbuki... Tabular; tabutlar gibidir, dimağların dışında...
Düşüncelerse, bu tabut içinde kalmış sinek!
Hayal, tabutun “dışını da” merak etmek... Merak etmekse; korku ile yüzleşmenin kayığı!
Hayal et... Merak et... Ki, korku ile büyüme; çünkü korkunun, ecele faydası yok!
*
Ecel; ‘öcü’dür çoğuna göre;
Çünkü “öcüleri öldürenler” için uysallaşıyor ancak, ölüm!
*
Bir deniz feneri yine deniz feneridir ve bir meydan heykeli yine meydan heykelidir; sis içinde de, güneş altında da!..
Altın ise altındır; bileklerde ışıldarken de, bulunmamış define sandığında da... Yani, gerçek olan, zaten gerçektir...
Leo Buscaglia der ki, "Günün başlangıcındaki ruhsal durumunuz, o gün ilişkide bulunduğunuz herkesi etkiler." Ruhsal durumuzun düşünceleriniz kadar bakışlarınızdan da etkilendiğini biliyor olmalısınız. Günün sabahında yüzümüzden yansıyan duygu, günün akşamına kadar yaşadıklarımızı şekillendirecek. Ya mutluluk saçacağız çevremize ya da üzüntünün yayıcısı olacağız.
Bazı insanlar canlı, heyecanlı ve güler yüzlüdürler. Onların çalışma azmiyle dolu olduklarını görürsünüz. Bakışları ışıl ışıl parıldar. Seslerinden heyecan fışkırır. Çünkü hedefleri vardır; çünkü ideallere adanmışlardır; çünkü anlamlı işler uğrunda uykularını terk etmeye gönüllüdürler. Karamsarların düşünmediğini düşünürler.
Gününüze nasıl başladığınızı anlamak için yarım saat düşünme fırsatınız oldu mu? Örneğin bu sabah aynaya baktınız mı? Evinizden çıkarken aile üyelerinize nasıl baktığınızı hatırlıyor musunuz? Yoksa gözleri fark etmediniz mi ve nasıl baktıklarını görmediniz mi?

Kendimi bildim bileli hep yanımdaydın.O güvenli kanatlarının altında ben huzuru güveni tatmıştım.
Bundan tam 8 yıl önceydi.Gözlerini kapatıp bana veda edişin.Bu nasıl bir vedamış ki yüzünü bile unutmak üzereyim."Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurmuş Yüce Nebimiz (s.a.v.),işte bu sözler olmasa,bu umut olmasa,yüreğimin yangınını nasıl söndürürdüm ..
Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı. Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle. Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır. Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.
Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir. Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm. Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.
“Hem Ağlarım Hem Giderim”
Gelinler için söylenmiş onca sözden sadece biri...Bu günlerde anlıyorum ki bunu söyleyip gitmek kolaymışta göndermek zormuş. Uğurlayan olmak,arkadan bakmak,canını,kardeşini önce Allah'a sonra damada emanet etmek,kına yakılan değilde yakılmasını seyreden olmak çok zormuş...
Kardeşinizi gelin ederken hem tatlı bir heyecan hemde tarifsiz bir korku,endişe kaplıyor içinizi...Gelin olup giderken yanınızdakine güvenirsiniz,güvenirsiniz ki elini tutmuşunuzdur...O heyecanla hiç endişe etmezsiniz.Ama uğurlayan olunca iş değişiyormuş. Nadide çiçeğinizin kardeşinizin elinden tutana güvenseniz de yinede içinizde bir yerlerde, kafanızın en ücra köşesinde boy boy soru işaretleri ”Acaba geçinebilecekler mi?Kardeşim mutlu olacak mı?”
Dualar daha bir içten,yakarışlar gönülden...”Ya Rab! Kurulan yuvayı sen muhafaza eyle!”
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın?
Orhan Seyfi Orhon
Hani Refref Süvarisi’nin sözüdür: ‘‘Hiçbir damla yoktur ki o, Allah katında O’nun korkusuyla dökülen gözyaşı damlasından veya Allah yolunda akıtılan kan damlasından daha makbul olsun.’’
Gözyaşına ne diyebilirim ki!.. Dizi dizi şiir desem haksızlık olur; tane tane inci desem yetersiz kalır. Akın akın yabanlara giden de, uzak uzak sevdaları yakın eden de odur çünkü… Sevgilinin geleceği yolları sulayıp süpürmek içindir o; sultanlar ayağına düşürmek içindir.
Dostlar Var Ki !
Olmasa da olur dediğimiz insanlarla doludur hayatımız; tanıştığımız, selamlaştığımız; klasik cümlelerle iletişim kurduğumuz, cevaplarını merak etmediğimiz sorular sorduğumuz...
İyi insan olmadıkları için mi uzak dururuz onlardan?
Hayır, hiç sanmıyorum.
Gönülde biter her şey; akla yararlı gelse de samimi bir ilişki, gönlün hayır dediğine ısınmak mümkün olmaz.
İster dünyanın en yakışıklısı, ister en güzeli olsun; ister en zengini, ister en komiği;
ne yapsa nafile; yüreğine ulaşamaz.
Bir işarettir cemre.
Kara kışların ardından, soğuk beyazların arasından, pembeli yeşilli baharlar gözümüz önüne serilir.
Bilinmezlikler içinden, tam vaktinde, rengi, kokusu, lezzeti yerinde nimetler gönderenden bir işarettir cemre.
Kupkuru dallara yaprak yaprak can, suyu çekilmiş ırmaklara gürül gürül heyecan veren...
Kuş sütünü eksik etmeyen sofraları kıskandıracak, herkesi doyuran ziyafetlere buyur eden birinden işarettir...
Başlangıçtır cemre...
Cemre, havaya düşer!
"Yarın sabah saat yedi buçukta kalkacağım" dedi genç kız.. Sonra ertesi günün programını yaptı.. "Duş.. Kahvaltı.. Evden çıkış.." diye başlayarak.. Önemli bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere alışveriş merkezine gidecekti. Sonra öğle yemeğinde uzun zamandır görmediği bir arkadaşı ile buluşacaktı. Öğleden sonra bir iş randevusu vardı..
Saati sabah 7.30'da çalarken "Duş yapmasam da olur" diye düşündü... "Yarım saat daha kestireyim.."
Bir yarım saat daha için kahvaltıdan da vazgeçti..
Alışveriş mi?.. O kadar da önemli değildi canım.. Ertesi güne kalabilirdi. Öğleye kadar uyusa ne kadar iyi olacaktı. O kadar sıcak ve çekici idi ki, yatak..
Son yorumlar
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 10 saat önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce