Amerika’da master yaptığım yıllarda, çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklindeydi. Öğrenciler ve hocalar dilediği yemekten, salatadan, meyveden veya tatlıdan dilediği kadar alabiliyordu. Yemekhanenin giriş kapısında “Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz” anlamına gelen şu yazı vardı: “Take what you need. Eat what you take.” (Yiyeceğin kadar al, aldığını da ye.)
Her zamanki gibi erkenden uyandı Hatice teyze. Mahallede herkes ona böyle seslenirdi. Ufak olsun büyük olsun o herkesin Hatice teyzesiydi. Çok sevilirdi. O kadar. Yalnızca sevilirdi. Kaderinin ağır yükü altında kalmaya mahkûmmuş gibi, onun hakkında konuşurlar ama öteye geçmezlerdi. Yalnızca vah, vah, tüh, tüh nidaları yükselirdi, mahalle kahvesinden ya da sokak köşelerinden. Yaşı kırkın üzerindeydi ama kırlaşmış saçları ve yüzündeki derin çizgiler gözlerinin altındaki yorgunluk torbalarıyla birleştiğinde ona ihtiyar görüntüsü verirdi.
Son yorumlar
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 11 saat önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 3 gün önce
3 hafta 3 gün önce