evlilik

Evlilikte mutlu olmanın sırları...

EVLİLİKTE MUTLULUĞUN 9 SIRRI

İlim adamları mutlu bir evlilik için karşılıklı anlayışın şart olduğunu söylemişler ve şu dokuz kurala uymayı eşlere tavsiye etmişlerdir.

1- Mutlu olmayı öğrenin: Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenin. Mutlu olanlar, bunun için olması imkansız büyük şeyler beklemeyenlerdir. Eşi kendisine bir demet çiçek aldığında teşekkür edebilen kadın ve eşinin şefkatle pişirdiği bir çorbaya teşekkür edebilen erkek, mutlu olmayı hak edendir. Bu şekilde, teşekkür ve tebessüm eden kimseler, kendileri ve eşleri için mutlu olmak adına bir adım atmış olurlar.

2- ‘Adalet’i unutmayın: Yaşanan olaylar karşısında her şeyi iyi tahlil edin. Kendinize haksızlık ediliyormuş gibi bir pozisyona girmeyin. Kendinizi mazlum, eşinizi zalim sandalyesine oturtup “Ben bu evde neyim ki?” diye eşinizi itham etmeyin.

Gemileri yakmak ...

Yaz ayları evlilik düğünlerinin en yoğun olarak yapıldığı zaman dilimidir. Geçenlerde bazı arkadaşlarla ayaküstü sohbet ederken, yanımıza biri bayan iki kişi geldi. Gelenler evlilik hazırlıkları yaptıklarını, ancak ileriye yönelik “Acaba evlendikten sonra mutlu olabilecekler mi?” şeklinde korkuları ve endişeleri olduğunu söyledi.
Yakın arkadaşlarından iki kişinin beş sene flört ettikleri halde, evliliklerinin bir yıl bile sürmediğini, bu olayın kendilerini çok etkilediğini belirten bu iki gence “Evlilikte nasıl mutlu olunacağını söyleyeyim mi?” diye sordum. Bana büyük bir heyecan ve merakla ‘Ne olur, lütfen’ diye cevap verdiler.
Gençlere “Tarık Bin Ziyad gibi davranın” dediğimde yüzüme boş gözlerle baktıklarını farkederek önce Tarık Bin Ziyad’ın kim olduğunu anlattım:
“Tarık Bin Ziyad, İspanyayı fetheden büyük bir komutan. Hani ‘...ALLAH’a yemin olsun ki, okyanusa ulaşıp atımı suya sürünceye kadar bu niyetimden (İla-ı Kelimetullah’tan) vazgeçmeyeceğim’ tarihi sözü söyleyen insan.

Olan Evdekilere Olur!

Olan Evdekilere Olur!

Dışarıda tepemiz atar… Gelip evde hanımı haşlarız…

Öğretmen moralimizi bozar… Gelip eve kardeşimizi paylarız…
İşyerimizde moralimiz bozulur… Gelip evdeki çocuklara bağırırız…
Arkadaşlarımızla işler yolunda gitmez… Gelip evde annemize çatarız…
Gücümüz yetmeyip birileri tarafından tartaklanırız… Gelip evde ablamıza kızarız…
Ofiste elemanlarımıza kızarız… Gelip evde babamıza surat asarız…

Dışarıda bir şey olur… Ama olan hep evdekilere olur…!


Oysa en yakınımızdaki, en yanımızdaki, en içimizdeki, hep en iyi anlamaz mı bizi?

Aile içi birlik duygumuza ne oluyor?

Aile içi birlik duygumuza ne oluyor?

Aile denilen en sağlam kalemiz düşüyor. Mutluluk ve huzur limanımız yok olduğu gibi; boşanma grafiğimiz de her gün biraz daha yükseliyor. Dün "evlendik mutluyuz" diyenler iki gün sonra "anlaşamadık ayrıldık" diyor.

Hiç ummadığımız insanlar, boşanıyor. Sanki o güzel evimize nazar değdi. Cennet yuvamızı cehennemin alevleri sardı. Kiminle konuşsanız evliliğinden dertli.

Peki bize neler oluyor da o güzelim ailemiz tahrip oluyor?

Neden bu kadar bencilleştik? Sadece egolarımızı tatmin etme yarışına girdik? Evet, kimse hayatından ödün vermiyor, fedakârlıkta bulunmuyor. "Ailemin huzur ve mutluluğu için neler yapabilirim?" diye düşünmüyor. Bütün planlar kişilerin özel hayatlarına ait.

Beyaz Atlı Prensiniz Geldiğinde...

Evlilik…Genç kızlık rüyası…Ta küçük bir çocukken, annemizin, gittiğimiz bir düğünde bize gelinlik giydirmesinden itibaren kurduğumuz tatlı hayal.

Her kadın mutlu olmak için geçer evlilik eşiğinden. Mutlu olmak ve mutlu etmek..Peki ne olur da, bu güzel büyü yerini sıkıcı bir monotonluğa bırakır? Suç kimdedir? Yada bu kronik yalnızlığı mutlu bir birlikteliğe dönüştürmek mümkün müdür?

Uzmanlar ilk günlerin büyüsünü yitirmiş olan çiftlerin öncelikle sorunlarıyla yüzleşmeleri gerektiğini vurguluyorlar.Unutmayın ki, sorunun ne olduğunu bilmek çözmek yolunda atılmış büyük bir adımdır. Sonrasında eşlerin her birinin kendi içine dönerek “ben ne yapabilirim?”sorusunu kendine yöneltmesi ve üzerine düşen görevleri ilk başlarda içinden gelmese de yapması gerektiği vurgulanıyor.

Sizin kocanız nasıl bir koca? Test edin, öğrenin!

Kadın akşam işten çıkar, Çocuğu yuvadan alır, Markete geçer ıspanak alır, Koştura koştura eve döner, Çocuğu soyar elini yüzünü yıkar, kendi üstünü değiştirir, Mutfağa koşar...

Bir yandan ıspanakları yıkar, bir yandan çocuğun sorularına ve ihtiyaçlarına cevap verir. Bir yandan da sofrayı hazırlar. Fakat o anda farkeder ki, YOĞURT ALMAYI UNUTMUŞTUR! Yoğurtsuz ıspanak olmaz.

Hemen kocasını arar.

[BURAYA KADAR HER ŞEY NORMAL]

İşte kocadan kocaya değişen cevaplar...

Erkekler hangi cümleleri duymaktan nefret eder?

Erkekler bazen öyle sözler söylerler ki duyduklarınıza inanmakta zorluk çekersiniz. Fakat suçu sadece onlara atmak marifet değildir. Çünkü erkeklerin de duymaktan hoşlanmadığı sözler vardır.

Ay çok şirin

Siz eşinize iltifat etmeye çalışıyor olabilirsiniz; fakat şunu bilmenizde yarar var: erkekler ‘şirin’ sözcüğünden nefret ederler. Eşiniz şık bir kıyafetle karşınıza çıktığında ona ‘çok şirin olmuşsun’ demek erkeklik gururuna hakaret etmek anlamına gelebilir. Bu nedenle ‘şirin’ sözcüğünü mümkün olduğunca az kullanmalısınız.

Konuşmamız gerek

Bu iki kelime erkeklerin arkasına bakmadan kaçmak için yer arayacağı kelimelerdir. Bu nedenle eğer bir sorununuzu paylaşmak için konuşacaksanız direkt olarak ‘konuşmamız gerek’ demeyin. Konuya girmek için uygun anı kollayın ve beklemediği bir anda konuyu açın.

Sen beni sevmiyorsun zaten!

Eşinizin geç kalacağını haber vermeden akşam vakti sizi bekletmesine üzüldünüz, hatta merak ettiniz. Geldiğinde öfkeyle karşıladınız ve gerçek sebebi öğrenmeden önce kendinize göre tahminleri sıralamaya başladınız. O da size ters ifadelerle karşılık verdi. İyi bir tartışma sebebi değil mi? Veya hasta olduğunuz bir gün eşinizden size bakmasını, bir şeyi yapmayı unutmanızı anlayışla karşılamasını bekliyordunuz ama olmadı.
Hatanızı yüzünüze vurup utandırdı. Siz de ona öfkeyle karşılık verip tartıştınız. Hasta halinizle iyi bir küsme sebebi sayılır. Evliliklerde yaşanan en büyük problem eşler arasındaki iletişimsizliktir. Kimi çiftler, anlaşmazlıklarını hiç konuşmadan olduğu gibi saklayıp gelecekte bir gün hesabını sormak üzere biriktirir. Birçok çift de sorunlar karşısında gerçek duygu ve düşüncelerini ifade etmek yerine öfke duygusuyla hareket eder. En küçük bir yanlış anlaşılma büyük tartışmalara dönüşür ve sen beni sevmiyorsun zaten veya sen beni bir kere bile anlamadın seviyesine gelir.

Acaba sizinki de 'lastik evlilik' mi?

Sizin veya yakınlarınızın sık sık krizlerin yaşandığı, aile üyelerinin gerildiği, ilişki koptu kopacak dendiği ve boşanma aşamasına gelinen evliliği mi var?
Eşinizle yaptığınız tartışmalar ve yaşadığınız krizler sizi boşanma noktasına mı getiriyor? Krizleri atlatıp bir sonraki krize kadar evlilik heyecanına devam ediyor, ama evliliğinizin kopma noktasına gelmesinden de endişe mi duyuyorsunuz?

Her krizle ailelerin, dostların bilhassa çocukların ağzının tadı kaçıyor, evliliğe yeniden devam da sevindirici olmuyor mu? Zira her an yeni bir krizin endişesi yaşanıyor değil mi?.. Doğru bir düzeni olmayan fakat boşanmanın sık sık dile getirildiği, lastik gibi gerilen ve sonuçta kime ne zarar vereceği bilinmeyen, kopma da yaşanmayan bu evlilik türü eşler ve çevrelerindekileri için boşanmış olanlardan daha yıpratıcıdır.

Evlilik ipine sevgi, saygı ve güven düğümü atmayanların evlilikleri çabuk bozulur.

Akıllı erkek, eşini korku ve baskıyla değil, saygıyla kendine bağlar

Evlilik bir arkadaşlıksa başı derde düşen veya yanlış bir şey yapan kadının, "Ben şu yanlışı yaptım." diye ilk koşacağı kişi eşi olmalıdır. Kendisinin sevildiğini, değerli ve güvende olduğunu hissetmelidir.

Kadın kocasının istediği yemeği yaparken dalgınlıkla yakmıştı. Korkusundan ne yapacağını bilmiyordu. Çünkü eşi gelmek üzereydi ve hazırlayacak bir şeyi de yoktu.

Komşusunun "Bir yemek yakmak için bu kadar korkulur mu?" sözlerine "Siz onu tanımıyorsunuz. Bu evde her şey dediği gibi olmalı, aksi takdirde dünyanın çivisi yerinden çıkar." diyordu.

Biraz sonra kocası geldiğinde komşu bağırma seslerini duymamak için kapıları kapatarak en iç odalara kaçmıştı.

İşte böyle!..


Son yorumlar

Anket

İçeriği paylaş