İnsan zekası gelişiyor
İsveçli bilim adamlarının yaptığı 20 yıllık bir araştırmaya göre, insanoğlunun zekâsı sürekli olarak gelişiyor.
Araştırmada, günümüzdeki çocukların hafızasının daha güçlü olduğu ortaya çıktı.
1980'li yıllarda ilk olarak Yeni Zelandalı araştırmacı James R Flynn, insanlığın zekâsının eskiye nazaran sürekli artış gösterdiğini ortaya koymuştu. İsveç'te de 'Betula projesi' adı verilen bir çalışma yeni bulguları gözler önüne serdi.
Stockholm Üniversitesi, 20 yıllık araştırması için, yaşları 25 ila 80 arasında değişen 4 bin 200 kişiyi soru cevap testlerine tabi tuttu. Üniversitenin Psikoloji bölümünde öğretim görevlisi olan Lars-Göran Nilsson, "İnsanın deneyim hafızasının her yeni jenerasyonda daha fazla arttığı gözleniyor" dedi.
İnsan, güle benzer; gülse insana!..
*
İnsanların çoğu, diken doludur; Isparta gülü gibi... İnsanların çoğu, az katmerlidir; Isparta gülü gibi... İnsanların çoğu, pembe çiçeklidir; Isparta gülü gibi...
İnsan, güle benzer yani;
Gülün insana benzediği kadar!
*
İnsana benzeyen Isparta gülleri gülümserken bahçelerde; birer, onar, yüzer, biner toplanır yaprakları...
Binlerce yaprağı bile bir kilo gelmez çiçeklerin... Ama gereken; binlerce kilo gül yaprağıdır...
Bunun için toplanır ve toplanır ve toplanır taze çiçekler...
*
Sonunda büyük imtihan başlar: Kaynayan suyun buharı...
Tam dört ton... Yani dört bin tane bir kilo gül yaprağı, buharda damıtılır; bir kilo gülyağı için...
Dikeni bol gülün yaprağı damıtılınca, 4 binde bir oranında gül esansı kalır da geriye;
...acaba insandan kalacak olan, nedir?..
*
Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil!
Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.
Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor.
Peki bu neden böyle oluyor?
Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz,
insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş,
insan insana kendini adamaktan kaçıyor.
Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk.
Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.
Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının...
Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı.
(dibace)
eksiliyorum
hergün bir parçamı bırakıp geriye,
bir olmazsa olmazı...
bu hafıza benim değil
siliyorum.
II
cumbasız evlerin beton balkonlarından bir fıtık gibi çıkmak sokağa!
sığınmak beton duvarlar arasında bir hayalin kafesine,
bir çay içimi gamlanmak,
denizi hissedip denizi görmeden bir deniz kenarında
martı çığlıklarından fırtına bestelemek,
bir genç kızın hayallerinde saklamak baharı!..
bir delikanlının hoyrat öfkesinde tokatlamak kaldırımı;
bir annenin umudunda,
Temizlik yaptım bugün... Hem de tüm benliğimde... Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce... Görmenizi isterdim... İçimde ne kadar da büyük bir yer kaplıyorlarmış...
Kırgınlıklarımı atarken, bakmadım neydi onlar diye... Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanmaya değer... Onların yerine bağışlamayı yerleştirdim özenle...
Kıskançlığımı çıkardım... Meğer ben ne az kıskançmışım... Çok kolay oldu. Sevindim...
Sanki kaybettiğim bir eşyamı bulmuş gibi oldum... Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde... Nasıl temizlerdim bilmiyorum...
Sıra korkularıma gelmişti... Çıkarmaya bile korktum önce... Ne çok alışmışım onlarla yaşamaya... Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır anlayamadım... Her gün yeni yeni endişelerle beslenen yeni korkular birikmişti içimde...
Kulağımız çınladığında "herhalde birisi beni anıyor" diye düşünürüz. Ancak unutmayın, kulak çınlaması aslında bir hastalık habercisi olabilir!... Kulak çınlamasının sebepleri, belirtisi olabilecek hastalıklar ve tedavi yöntemlerine dair tüm merak ettiğiniz soruların yanıtları bu yazımızda...
VKV Amerikan Hastanesi KBB Bölümü’nden Doç. Dr. Babür Akkuzu, kullak çınlamasının sebeplerini ve tedavine dair merak edilen soruları yanıtladı:
Çınlama ne demektir?
Uzmanlar, vücuttaki madensel maddeleri ve eksikliklerinde yaşanacak gelişmeleri ise şu şekilde özetliyor :
Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan 'Depresyon' kitabında bilinmeyen önemli bilgiler veriyor ve çıkış yollarını anlatıyor! Depresyonlu hasta hikayeleri de kitapta yer alıyor.
Uğur İlyas CANBOLAT
Çağımızın en önemli hastalığı depresyon. 2020 yılından depresyon salgınından bahsediyor bu konuda ki örgütler. Günlük dilde sıkça kullanılmasına rağmen depresyon yeterince tanınmıyor. Çoğu defa hüzünle karıştırılıyor ve basit görülüyor.
Daily Mail’in internet sitesindeki habere göre, Uyku Konseyi tarafından yapılan araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 9’u, daima yalnız uyuduklarını söylerlerken, yüzde 16’sı, ayda en az bir kere ayrı yataklarda yattıklarını belirtti.
Araştırmaya göre, Londralıların yüzde 39’u, kesintisiz bir uykuyu tercih ettikleri için eşlerinden ayrı uyuyor. Yorkshire’dakiler yüzde 14’ü ve İskoçya’dakilerin yüzde 16’sı düzenli olarak ayrı yataklarda yatıyor.
Son yorumlar
1 gün 13 saat önce
1 gün 13 saat önce
2 hafta 11 saat önce
2 hafta 2 gün önce
3 hafta 3 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce