Gülü solan bir dal nedir ki!?.
“Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer” (Tevfik Fikret) Mîrim, bilir misin, kadın bizim an’anemizde beyaz bir çiçek gibidir, mavi bir ışık gibi; hani el değince bozulan ve gölge düşünce küsen...
Lekesi olmaz kadının ve asla leke kondurulmaz. Böyle kavl ü karar kılınmış ezelden mîrim, böyle yazılmış alnımıza emanet kaderleri. Bereket fidanlarını büyüten süslü bahçelerce verimli kıldılar kendilerini kadınlar, serdiler ayaklarımıza mutluluğu, sevinci. Kahkahalarında papatyalar açtı hep.
Evren yüklü çağrıların başlığıdır bir kadın mîrim, hayat yüklü güzellemelerin kafiyesidir. En kara ilk akşamlarda bahtımıza en parlak doğan ilk yıldızdır o. Şen sahnelerin perdesini açan da, kapayan da hep bir kadındır yüreklerde. Bir kadın mutlu ise elbet mutludur erkek de. Ev yapan ve ev yıkan da; karları toprak eden ve yeşili yaprak eden de odur.
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın?
Orhan Seyfi Orhon
Hani Refref Süvarisi’nin sözüdür: ‘‘Hiçbir damla yoktur ki o, Allah katında O’nun korkusuyla dökülen gözyaşı damlasından veya Allah yolunda akıtılan kan damlasından daha makbul olsun.’’
Gözyaşına ne diyebilirim ki!.. Dizi dizi şiir desem haksızlık olur; tane tane inci desem yetersiz kalır. Akın akın yabanlara giden de, uzak uzak sevdaları yakın eden de odur çünkü… Sevgilinin geleceği yolları sulayıp süpürmek içindir o; sultanlar ayağına düşürmek içindir.
Eşinizin geç kalacağını haber vermeden akşam vakti sizi bekletmesine üzüldünüz, hatta merak ettiniz. Geldiğinde öfkeyle karşıladınız ve gerçek sebebi öğrenmeden önce kendinize göre tahminleri sıralamaya başladınız. O da size ters ifadelerle karşılık verdi. İyi bir tartışma sebebi değil mi? Veya hasta olduğunuz bir gün eşinizden size bakmasını, bir şeyi yapmayı unutmanızı anlayışla karşılamasını bekliyordunuz ama olmadı.
Hatanızı yüzünüze vurup utandırdı. Siz de ona öfkeyle karşılık verip tartıştınız. Hasta halinizle iyi bir küsme sebebi sayılır. Evliliklerde yaşanan en büyük problem eşler arasındaki iletişimsizliktir. Kimi çiftler, anlaşmazlıklarını hiç konuşmadan olduğu gibi saklayıp gelecekte bir gün hesabını sormak üzere biriktirir. Birçok çift de sorunlar karşısında gerçek duygu ve düşüncelerini ifade etmek yerine öfke duygusuyla hareket eder. En küçük bir yanlış anlaşılma büyük tartışmalara dönüşür ve sen beni sevmiyorsun zaten veya sen beni bir kere bile anlamadın seviyesine gelir.
Sizin veya yakınlarınızın sık sık krizlerin yaşandığı, aile üyelerinin gerildiği, ilişki koptu kopacak dendiği ve boşanma aşamasına gelinen evliliği mi var?
Eşinizle yaptığınız tartışmalar ve yaşadığınız krizler sizi boşanma noktasına mı getiriyor? Krizleri atlatıp bir sonraki krize kadar evlilik heyecanına devam ediyor, ama evliliğinizin kopma noktasına gelmesinden de endişe mi duyuyorsunuz?
Her krizle ailelerin, dostların bilhassa çocukların ağzının tadı kaçıyor, evliliğe yeniden devam da sevindirici olmuyor mu? Zira her an yeni bir krizin endişesi yaşanıyor değil mi?.. Doğru bir düzeni olmayan fakat boşanmanın sık sık dile getirildiği, lastik gibi gerilen ve sonuçta kime ne zarar vereceği bilinmeyen, kopma da yaşanmayan bu evlilik türü eşler ve çevrelerindekileri için boşanmış olanlardan daha yıpratıcıdır.
Kadınları hasta eden endişeler...
Kadınlar erkeklerden iki kat fazla endişe ve heyecan duygusuna sahip.
Kadınlar en çok çocukları, ailesi, eşi, geleceği, işi ve ekonomik durumu için endişe duyuyor. Yapılan araştırmalar bu durumun hormonal ve sosyal beklentilerden kaynaklandığını ve tiroid bezinin de bu etkide rol oynadığını gösteriyor...
Yapılan araştırmalara göre kadınların endişeli haline hormonal farklılıklar ve sosyal beklentiler yol açıyor. Aynı zamanda bazı üretici hormonların örneğin progesteron ve östrojenin kaygıya neden olabildiği üzerinde duruluyor. Kaygıya neden olan bir diğer hormon da tiroid bezinden geliyor. Yani troidiniz çalışmıyorsa erkeklerden çok kadınlarda bu durum kaygıya neden oluyor.

Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülen depresyon, toplum sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, Türkiye'de her 4 kişiden birinin depresyonda olmasına karşın içinde bulundukları durumu kabullenemedikleri için veya kamuoyu baskısı nedeniyle tedavi olmadıklarına dikkat çekiyor.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Eşel, Türk toplumunun yaklaşık dörtte birinin depresyona maruz kaldığını, ancak bu hastaların yarısından daha azının tedavi olmak için hastanelere başvurduğunu söyledi.
İnsanların alkol ve sigara gibi zararlı maddeleri fazla tüketmesinin depresyonun artmasında etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eşel, yapılan bütün uyarılara ve alınan tüm önlemlere rağmen insanların zararlı alışkanlıklardan vazgeçmediğine dikkat çekti.
Akıllı erkek, eşini korku ve baskıyla değil, saygıyla kendine bağlar
Evlilik bir arkadaşlıksa başı derde düşen veya yanlış bir şey yapan kadının, "Ben şu yanlışı yaptım." diye ilk koşacağı kişi eşi olmalıdır. Kendisinin sevildiğini, değerli ve güvende olduğunu hissetmelidir.
Kadın kocasının istediği yemeği yaparken dalgınlıkla yakmıştı. Korkusundan ne yapacağını bilmiyordu. Çünkü eşi gelmek üzereydi ve hazırlayacak bir şeyi de yoktu.
Komşusunun "Bir yemek yakmak için bu kadar korkulur mu?" sözlerine "Siz onu tanımıyorsunuz. Bu evde her şey dediği gibi olmalı, aksi takdirde dünyanın çivisi yerinden çıkar." diyordu.
Biraz sonra kocası geldiğinde komşu bağırma seslerini duymamak için kapıları kapatarak en iç odalara kaçmıştı.
İşte böyle!..
Evlenecek gençlerin nerede oturacakları, evlilik kararından önce taraflarca tespit edilmeli ve bilinmelidir. Meselâ, erkek eğer ailesiyle birlikte oturacaksa bunu baştan söylemelidir. İki taraftan biri, yeni evlilerin kendileriyle aynı evde, aynı apartmanda, yan yana veya üst üste oturmasını istiyorlarsa bunu onlara söylemeliler. Bazı şeylerin, itiraz etmenin durumu değiştirmeyeceği noktalarda söylenerek, oldubittiye getirilmesi doğru olmaz. O anda bir şeylerin hatırına üstü örtülse bile ilk fırsatta dile getirilip, ortaya dökülecektir.
Aile büyükleri, evlenenin kendileri değil çocukları olduğunu unutmayarak, kararları onların almasını sağlamalı, en azından onaylamalarını beklemelidir; büyüklere düşenin bu zor dönemde gençlere yardımcı olmak, kılavuzluk etmek olduğunu unutmamalıdırlar.
Aile büyükleri, yeni evlenenlerin “büyükleri mutlu etmek” gayesiyle evlendikleri zannından vazgeçmelidirler. Onların evliliğinin gayesi de bu değildir zaten...
Gençler, büyüklerini mutlaka sayıp sevecek,

Bir zamanlar göklere çok meraklı bir kral varmış. Yıldızların hareketlerini inceden inceye tetkik eder, ayın ve güneşin gökyüzündeki seyrini dakikası dakikasına izlermiş. Bilge kral halkına bir mutluluk kaynağı olsun diye, güneşin hareketlerine göre gölgesi biçimden biçime giren bir küçük heykel yaptırmış. Herkesin günün her saatinde seyredebileceği bu heykelin gölgesi güneş ışınlarının açısına göre şekilden şekile girermiş. Sabahları heykelin dibinde kanatlarını alabildiğine açmış bir kartal gölgesi belirirmiş. Öğleye doğru kartal kanatlarını yavaş yavaş toplar bir denizlerde sevinçle zıplayan iki yunusun silüeti ortaya çıkarmış. Tam öğle vaktinde ise heykelin gölgesi iyice küçülür ve bakanlar dibinde sevimli küçük kelebeklerin gölgelerini seyrederlermiş. Gün ikindiye eriştiğinde heykelin doğu tarafına taşınırmış gölgeler� Gündüzü böylece geçiren halk, ayın çıktığı geceler de ayrı ayrı gölgeler seyrederlermiş heykelin yanında. Bilge kral halkını mutlu etmekten memnunmuş�
Kadın denilen kayıp kıtayı keşfe çıkan milyonlarca erkek, çoğu zaman eli
boş döner açık denizlerdeki bu nafile seferlerinden ...
Keşfettiğini sananlarsa bir süre sonra (belki birkaç sene, belki birkaç
saat) ayak bastıkları kıtayı bambaşka bir iklime bürünmüş bulunca,
Kolomb sendromuyla "Acaba yanlış kıtada mıyım " telaşına kapılırlar.
Oysa genellikle kıta değildir yanlış olan; kaşifin kıtayı algılayış
biçimidir ...
Asgari topografya bilgisinden yoksun oluşudur ...
Kıta'nın bazen kaşife göre mevsim değiştirebilen, aynı anda birkaç iklimi
bir arada yaşayabilen potansiyelini algılayamayışıdır ...
güverteden karanın görünüşüyle, kıtadan kaşifin görünüşü arasındaki farkı
kavrayamayışıdır.
Son yorumlar
1 gün 13 saat önce
1 gün 13 saat önce
2 hafta 11 saat önce
2 hafta 2 gün önce
3 hafta 3 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce