İnsan, güle benzer; gülse insana!..
*
İnsanların çoğu, diken doludur; Isparta gülü gibi... İnsanların çoğu, az katmerlidir; Isparta gülü gibi... İnsanların çoğu, pembe çiçeklidir; Isparta gülü gibi...
İnsan, güle benzer yani;
Gülün insana benzediği kadar!
*
İnsana benzeyen Isparta gülleri gülümserken bahçelerde; birer, onar, yüzer, biner toplanır yaprakları...
Binlerce yaprağı bile bir kilo gelmez çiçeklerin... Ama gereken; binlerce kilo gül yaprağıdır...
Bunun için toplanır ve toplanır ve toplanır taze çiçekler...
*
Sonunda büyük imtihan başlar: Kaynayan suyun buharı...
Tam dört ton... Yani dört bin tane bir kilo gül yaprağı, buharda damıtılır; bir kilo gülyağı için...
Dikeni bol gülün yaprağı damıtılınca, 4 binde bir oranında gül esansı kalır da geriye;
...acaba insandan kalacak olan, nedir?..
*
Gurbetlerde yaşamak. Daima öteleri arzulamak
Kuşlar gibi özgürce kanat çırpmaya hasret kalmak.
Gönlü bir sevgiliye bağlayıp, gözü başkalarına yummak
Kalbini yalnızca ona açmak. Senden öte candaki canı düşünmek.
Düşüncelerini ona hasredip, ifadelerinde hep onu zikretmek.
Kalbin daralır, yüreğin sıkışır, bir el ararsın, uzatırsın ellerini boşluğa.
İstersin ki o tutsun ellerinden. Çünkü Canda ki Can’ın o olmuştur artık…
Gözünü onunla yummuş, kalbini ona sunmuşsundur.
Bir tebessümüne ne kadar hasretsindir. İstemişsindir yüreğine bir baksa, azıcıkta olsa tebessüm saçsa…
İki yakamızdan tutulup “Niye şunlar için dua etmedin?” diye hesap sorulacaksa, uzunca bir liste hazırlamalıyız kendimize. Bu listeyi de “dudağımıza borçlu olduğumuz dualar” diye adlandıralım.
Unutulmuşluğun kuyusunda, ilgisizliğin hiç tırmanılmayacak yamaçlarında, anlayışsızlığın körlüğe ittiği karanlıklarda hiçbir dile değmemiş/belki hiç değmeyecek, hiç akla gelmemiş, hiçbir acıyı uyandırmamış nice haller vardır kim bilir?
Tekini kaybetmiş çoraplar duayı hak etmez mi meselâ?
Ters döndürülmüş kaplumbağalar için dua ediyor muyuz meselâ?
Gönderileninin gönderildiğinden habersiz kalmış hiç okunmamış mektuplara acıyor muyuz meselâ?
Hiç kimsenin görmediği, görse de anlayamadığı çocuk gözyaşları için ağlıyor muyuz meselâ?
Derler ki:"Sevgi, ruhlar arasindaki benzesmeden dolayi olusan imtizac ve kaynasmadan ibarettir. Nitekim bir suyu diger bir suya karistirinca birbirinden ayiklamak imkansizdir. Bu nedenle iki sahis arasindaki sevgi öyle bir noktaya varmaktadir ki, birisi digerinin acisini duyar olur; onun haberi olmadan yakalandigi hastaliga yakalanir."
Sevgi ayni kaderi paylasmaktir. Öyle bir paylasma ki iki tarafin kalbine huzur ve ferahlik getirsin; hastaliklara deva olsun. Çünki paylasilmayan sevgi yalnizca bir dert ve acidan ibarettir. Eger esit bölünmezse, gönlü, sevginin diger yarisi olan dert istila eder. Sevgi ayni kaderi paylasmaktir. Öyle bir paylasma ki iki tarafin kalbine huzur ve ferahlik getirsin; hastaliklara deva olsun. Çünki paylasilmayan sevgi yalnizca bir dert ve acidan ibarettir. Eger esit bölünmezse, gönlü, sevginin diger yarisi olan dert istila eder.
Bu yüzden tek tarafli sevgi aci; karsilikli sevgi de sevinç verir. Birbirini seven iki kisi arasinda sevgileri derecesinde bir benzerlik vardir. Menfaatlerde, karakterde veya amaçlardaki benzerlikler gibi.
Bebekteki kalp hastalıklarının, doğumdan önce anne karnında fetal eko yöntemi ile belirlenebildiğini ifade eden uzmanlar, erken teşhisin önemli bir avantaj sunduğunu ve doğumdan sonra yapılan ameliyatlarda yüzde 95 başarı elde edildiğini belirtti.
Tedavi edilen bebeklerin sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürebildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sertaç Çiçek, "Bebeklerde çok çeşitli kalp hastalıklarına rastlayabiliyoruz. Bunların en yaygını kalpte delik olması. Gelişen teknoloji sayesinde artık anne karnında, kalp gelişmesini tamamladıktan sonra rahatlıkla bu hastalıkların teşhisini koyabiliyoruz. 'Fetal ekokardiyografi' dediğimiz yöntemde, ses dalgaları vasıtasıyla bebeğin anne rahmindeyken kalp ve dolaşım sistemini değerlendiriyoruz.
Ağaçlardı insanların acılarına ve hayallerine tanık..
Kimbilir kimler altında oturup dinlendi bu ağaçların..
Kaç kişi göz yaşı akıttı?
Kaç kişi fotoğraf makinesine gülümsedi ve poz verdi,bu ağaçların altında? Kimbilir..
Yılların tanıklığını yapan ağaçlar..
Dostluklarda bir çınar ağacı kadar sağlam ve uzun ömürlü olabilselerdi..
Ne güzel olurdu..
Dostluk, dostunun bir ömür boyu kalbinde yerinin olması, değimliydi?
Yada hissetmek her yaşadığı sıkıntıyı, çok uzaklarda olsa bile..
Sanırım artık dostluklar da kısa süreli..
Hemencecik tüketiliveren dostluklar ve sevgiler aldı artık hayatımızı..
Bir anda oluşan ve yok olan dostluklar..
Bir dahaki sefer su satın alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın.
Eğer damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor.
Bu geri dönüşüm işareti, damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren 'biesphenol A' nın yüksek olduğunu gösteriyor. BPA olarak da bilinen 'biesphenol A' kalp sağlığınızı bozuyor ve diabet riskini iki kat arttırıyor.
ABD'deki Peninsula Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmalar, BPA'ların karaciğer rahatsızlıklarıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Kapıyı hızlı çarpıp çıkma. Geri dönmek zorunda kalabilirsin" demiş büyüklerimiz... "Kapıdan kapıya değişir" diye düşünebilirsiniz. Değişmez aslında. Bazen öfke, hırs ya da intikam, kalbinizi kapının çarpma hızından daha hızlı çarpar.
Sevgilinizi, işinizi ya da en iyi arkadaşınızı terk ederken çarptığınız kapılar aynıdır. Hepsinde geride bıraktığınız insanlar vardır. Onları "sizsizliğe" mahkum edip mutlu olurken, farkında olmadan kendinizi de onlardan "eksiltmiş" olursunuz.
Bazen çarpma öncesinde "neden" sorusu gelir. Gelmezse bilin ki çarptığınız kapı bir daha size hiç açılmayacaktı. Hayat politika gibi değildir. Pişkinlik ve yüzsüzlük kaldımaz. Pişmanlığa bile esnekliği çok azdır. Terazisi, "çıkarlardan" çok, "duygularla" tartar. Kefe'nin birine kırık bir kalp koyduğunuzda, diğerine ne koyarsanız koyun dengelemez. Kalp cam gibidir.
Kırıkları yapıştırsanız da izleri yok edemezsiniz.
Sevgilinizi, "sevgisizlikten" değil, "bencillikten" terk ediyorsanız,

100 yılın üzerinde yaşayanların yüzde 85’i kadın.
Araştırmalar, 100 yılın üzerinde yaşayanların yüzde 85’inin kadın olduğunu ortaya koyarken, bunun temel yapısal nedeni erkeklerin kadınlara oranla kalp ve damar hastalıklarına daha erken yakalanmaları olarak gösteriliyor.
Time dergisinin, kadınların erkeklerden daha çok yaşamasının nedenlerini ele alan haberinde, sanayileşmiş ülkelerdeki istatistiklere bakıldığında kadınların erkeklerden 5 ile 10 yıl daha fazla yaşadıkları belirtiliyor.
Boston Üniversitesinin New England 100 yıl Yaşam Çalışmaları bölümünün kurucusu Tom Perls, bunun temel nedeninin kadınlarda kalp ve damar hastalıklarının daha çok 70 ile 80 yaş arasında, yani erkeklerden 10 yıl sonra görülmesi olduğunu vurguluyor.
Günde bir bardak yeşil çayın damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda bulunduğu bildirildi. Yapılan yeni bir araştırmaya göre, bir bardak yeşil çay 30 dakika içinde omuzlardan bileklere giden damarları yüzde 4 oranında genişleterek, kanın pıhtılaşma riskini azaltıyor.
Akina Tıp Okulu kardiyoloji bölümünden Dr. Nicholas Aleksopulos ve ekibi, omuzdan bileğe uzanan, vücuttaki kan akışının iyi bir göstergesi olan brakiyal (koldaki) damarların, bazı sıvılar alındığındaki durumunu ultrasonla inceledi.
PIHTILAŞMAYI ÖNLÜYOR
Son yorumlar
2 gün 17 saat önce
4 gün 19 saat önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 6 gün önce
1 hafta 6 gün önce
1 hafta 6 gün önce
1 hafta 6 gün önce
1 hafta 6 gün önce
2 hafta 8 saat önce
2 hafta 8 saat önce