pişmanlık

BEBEK...

BEBEK
Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında
büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,
kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla
bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar
gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını daya doya öpmek ve
cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde :
`Dokunma bana ...` diye bir ses duydu.
`Beni okşamaya hakkın yok senin...`
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı.
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü.
Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen
konuşan oydu. `Bana yaklaşmanı istemiyorum`
diye devam etti. `Hemen uzaklaş benden

Kadın kürtaj konusunda konuşmak istemiyor!..

Kürtaj konusunda yaşadıklarını anlatanlar çoğunlukla pişman olan, vicdan azabını başta eşi olmak üzere diğer insanları suçlayarak gidermeye çalışan hanımlar var.

Kimileri yasalarda 10. haftaya kadar verilen ruhsatın İslam'a göre de geçerli olduğunu sanıyor. Bazıları ise bebeğin karnında hareketini hissedene kadar canlanmadığına inandığı için yanlış bir şey yapmadığını düşünüyor. Karnındaki bebeği öldürmekle büyük bir çocuğu öldürmek arasında fark olmadığını düşünenler ise kürtajdan en fazla etkilenenler. Kürtaj yaptıran ve bunun acısını ömür boyu yaşayan hanımlarla isimlerini yayınlamamak kaydıyla görüştük.

Keşke bin çocuk doğursaydım!

Çocukluğum, sen ve yokluğun !

zambak tarafından Pzt, 11/17/2008 - 09:06 tarihinde gönderildi.

Kendimi bildim bileli hep yanımdaydın.O güvenli kanatlarının altında ben huzuru güveni tatmıştım.
Bundan tam 8 yıl önceydi.Gözlerini kapatıp bana veda edişin.Bu nasıl bir vedamış ki yüzünü bile unutmak üzereyim."Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurmuş Yüce Nebimiz (s.a.v.),işte bu sözler olmasa,bu umut olmasa,yüreğimin yangınını nasıl söndürürdüm ..

Suyun Elem Hali (Gözyaşı)

Bir alev halinde düştün elime

Hani ey gözyaşım akmayacaktın?

Orhan Seyfi Orhon

Hani Refref Süvarisi’nin sözüdür: ‘‘Hiçbir damla yoktur ki o, Allah katında O’nun korkusuyla dökülen gözyaşı damlasından veya Allah yolunda akıtılan kan damlasından daha makbul olsun.’’

Gözyaşına ne diyebilirim ki!.. Dizi dizi şiir desem haksızlık olur; tane tane inci desem yetersiz kalır. Akın akın yabanlara giden de, uzak uzak sevdaları yakın eden de odur çünkü… Sevgilinin geleceği yolları sulayıp süpürmek içindir o; sultanlar ayağına düşürmek içindir.

Keşkeler ve iyikiler

Hadi her şeyi bir kenara bırak...bir mum yak...kapat gözlerini ve bütün “keşke”lerinle yüzleş bugün...
Hayatın sana küstüğü anları düşün ve onlara neden olan “keşke”lerini... hadi yüzleş... yüzleş ki; her “keşke” yi bir “iyi ki”ile sıvayabilesin.yüzleş ki yarın “ben bugün yeniden doğdum”diyebilesin.
Yaşamın senden aldıklarını...senin ondan çaldıklarını...her şeyden
öte yaşadıklarını düşün...her “keşke”nin yerine bir iyi koy yaşadığın
anlara ve anları böl yıllara...hadi “keşke”lerini say, senin için yüzlerce “keşke”nin karşısına bir “iyi ki” koy yaşanan anlara inat... hadi tart...
ve düşün hangisi ağır diye.
Ne çok şey almıştır zaman ve ne çok şeyi tüketmiştir farkına varmadan. insan en çok kaybettiği değerler için ağlar ve en çok yitik zamanlarda bıraktığımız “keşke”leri yaşarız ömrümüzde. ne çoktur dilimizdeki yeri ne çok anlam saklarız bu tek kelimede, ne büyük bir

Bekledim...

Tanıştığımızda çok güçlü olduğumu anlattım, uzun uzun sana… Evlendiğimizde her fırsatta ağlayışımı görünce:

“–Ne kadar âcizsin!” demeni bekledim; ama sen:

“–Benim hanımım bunu da başarır.” diyerek yüreklendirdin.

Gözlerimin içine bakıp:

“–Seni seviyorum.” derken, benden cevap alamadığın her defada:

“–Senden nefret ediyorum.” demeni bekledim; ama sen:

“–Ben bu sevgiyi ikimiz için de yaşıyorum.” diyerek benim sevgimi de yüklendin.

Uzun zamandır görüşmediğin bir dostunla vaktin nasıl geçtiğini anlamayıp eve geç geldiğinde, bütün bir gece astığım yüzüme bakıp:

“–Yeter artık!” demeni bekledim; ama sen:

''Kapıyı hızlı çarpıp çıkma. Geri dönmek zorunda kalabilirsin"

Kapıyı hızlı çarpıp çıkma. Geri dönmek zorunda kalabilirsin" demiş büyüklerimiz... "Kapıdan kapıya değişir" diye düşünebilirsiniz. Değişmez aslında. Bazen öfke, hırs ya da intikam, kalbinizi kapının çarpma hızından daha hızlı çarpar.
Sevgilinizi, işinizi ya da en iyi arkadaşınızı terk ederken çarptığınız kapılar aynıdır. Hepsinde geride bıraktığınız insanlar vardır. Onları "sizsizliğe" mahkum edip mutlu olurken, farkında olmadan kendinizi de onlardan "eksiltmiş" olursunuz.
Bazen çarpma öncesinde "neden" sorusu gelir. Gelmezse bilin ki çarptığınız kapı bir daha size hiç açılmayacaktı. Hayat politika gibi değildir. Pişkinlik ve yüzsüzlük kaldımaz. Pişmanlığa bile esnekliği çok azdır. Terazisi, "çıkarlardan" çok, "duygularla" tartar. Kefe'nin birine kırık bir kalp koyduğunuzda, diğerine ne koyarsanız koyun dengelemez. Kalp cam gibidir.
Kırıkları yapıştırsanız da izleri yok edemezsiniz.
Sevgilinizi, "sevgisizlikten" değil, "bencillikten" terk ediyorsanız,


lezzet vadisi


Son yorumlar

Anket

lezzet vadisi

İçeriği paylaş