psikoloji

warning: Creating default object from empty value in /home/kadin/domains/kadinpenceresi.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Depresyon deyip geçmeyin!

Günümüzde psikolojik sorunların en yaygın olanı depresyon... Psikohayat dergisi çocuklarda, hamilelerde ve yaşlılarda hastalığın etkilerine yer verdi. İşte depresyonun hayatımızdaki etkileri...

DOĞUM SONRASI RUH HALİ DEĞİŞİYOR
Doğum sonrası depresyon her 100 kadından 15'inde gözlenebiliyor. Birçok nedene bağlı olarak gelişen depresyon, tedavi edilmediğinde intihara bile neden oluyor.

SEBEBİ BİLİNMELİ
Hamilelik dönemi ve doğum sonrasında, kadın bedeninde fizyolojik olarak ciddi değişimler yaşanıyor. Hormonlardaki dalgalanma, gebelikteki fizyolojik değişimlere bağlı tiroid hormonlarındaki değişimler depresyona zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca gebelik dönemindeki kilo artışı ve vücut şeklindeki değişiklikler kadının bedeni ile ilgili algısını bozabiliyor.

Evliliği yok eden kötü kültür

Popüler kültürün etkisiyle kolay yoldan en iyisini elde etme anlayışıyla yetişen gençler, emek sarfederek kazanmak yerine toplumun onayladığı şekliyle 'köşeyi dönme'yi düşünüyorlar.

Bu gençler evlendiklerinde sorunlarla mücadele yerine kolay yolu seçip boşanmayı çözüm olarak görüyor. Evliliğe emek verin! Günümüzde popüler kültürün etkisiyle kolay yoldan en iyisini elde etme anlayışıyla yetişen gençler, tahammül etmeyi öğrenmeden hayata atılıyorlar.

Emek vererek hayatta bir şeyler elde etmek yerine toplumda kabul gördüğü ve onaylandığı şekliyle 'köşeyi dönme'yi düşünüyorlar.

Bugününüz için bir şeyler yapmayı unutmayın…

Bitenler hep can acıtır… neden…?
…çünkü bitenlerin hep bitmemesi gerekenler olduğu düşünülür de ondan…
Bazen de bitenler sevindirir… neden…?
…çünkü bitenlerin hep hayatımızdan gitmesi gerekenler olduğu düşünülür de ondan…

Halk arasında bilinen bir tabir vardır. “Her bitiş, yeni bir durumun başlangıcıdır” şeklinde.
Psikolojide de böyle bir ilke var sevgili okurlar… her ulaşılmak istenen hedef, aslında başka bir şeyin sonudur. Ve aynı durum farklı bir sürecin başlangıcıdır da…
İlk duyulduğunda biraz karışıkmış gibi geliyor.
Diyelim ki hayatımız boyunca bir takım idealler ve hayaller uğrunda koşturduk durduk. Gece demeden, gündüz demeden çalıştık. Kendimize ulaşılacak bir standart belirledik. Bu standart için, aradan geçmesi gereken zaman sürecini hesapladık. Derken yıllar geçti… günler, aylar su gibi akıp gitti… ve… ve sevindirici sonuç…! “Nihayet oldu…!” işte tam da istediğimiz yerdeyiz…
İnsan organizması ve yaşamın kurulum mantığı çok ilginç. Bir yandan üretiyoruz, uğraşıyoruz, koşturuyoruz, didiniyoruz, yoruluyoruz… ama… ama üretirken aslında başka şeyleri de tüketiyoruz.

Her yaşın bir sendromu var en zoru da 30 yaş!

Her yaşın bir sendromu var en zoru da 30 yaş!
İnsanların kendisiyle ve bedeniyle en büyük imtihanı 30'unda başlıyor. '30 yaş sendromu'na yakalanan birinin sonraki sendromları teğet geçmesi mümkün değil! 35 yaşına geldiğinde ise Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerindeki gibi "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün" kabullenişi başlıyor. Sonra 40, 50 derken 70 yaş sendromları görülüyor.

Ama insanı en çok etkileyeni 30 yaş... Boşanma ve depresyon vakaları bu dönemde çok görülüyor. 30 yaş sendromunu en çok yaşayanlar ise şehirli insanlar...

Modern çağ insanının ergenlikten sonra kendisiyle ve bedeniyle en büyük imtihanı 30 yaşında oluyor. "30 yaş sendromu" olarak adlandırılan bu süreç, bazıları için 25 yaşında başlıyor (Eyvah otuzuma yaklaşıyorum!), bazıları içinse 35 yaşına kadar devam ediyor.

İşte 'sapkın kişilik' analizi!

Cinsel istismar olaylarına 'hiç ummadık' kişilerin adının karışma 'sapkın kişiliklerin' her sosyal statüden çıkabileceğini gösterdi. Psikolog Sinem Demir bu kişilerin analizini yaptı.Son dönemde iyice artan ve toplumda infiale neden olan ‘cinsel istismar’ olayları; öfke kadar şaşkınlıkla da karşılandı. ‘Hiç ummadık’, ‘yapacak en son kişi’ diye düşünülen şahsiyetlerin adının ‘cinsel istismar’la anılması; ‘sapkın kişiliklerin’ toplumdaki her sosyal statüden çıkabileceğini gösterdi.

Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir’e göre; cinsel dürtülerinin akıntısına kapılmış ve bunu duygu-düşünce-davranışlarında göstermekten kendini alıkoyamayan kişiler, genel olarak ‘sapkın kişilik’ olarak değerlendirilebilir. Psikolog Demir; ‘sapkın kişilikler’in analizini yaptı:

Mevsim değişikliği psikolojik rahatsızlıkları artırıyor

Güneşli yaz günleri, yerini yağışlı ve kasvetli sonbahara bıraktı. Kendinizi huzursuz hissediyor, yemek yiyemiyor, uyuyamıyor ve iş veriminiz düşüyorsa mevsimsel depresyon geçiriyor olabilirsiniz.

Yapılan araştırmalar, depresyon tanısıyla tedavi gören hastaların yüzde 65'inin sonbahar ve ilkbahar aylarında psikiyatri kliniklerine başvurduğunu gösteriyor. Dr. Zafer Atasoy, güneş ışınlarının azaldığı ve tatilin bittiği sonbahar mevsiminin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini söylüyor. Bu dönemde insanın içinden hiçbir şey yapmak gelmediğini ifade eden psikiyatri uzmanı Atasoy, özellikle çocukların, gençlerin ve yaşlıların dikkatli olması gerektiğini kaydediyor.

Depresyonun günümüzün en yaygın hastalıklarından biri olduğunu anlatan Atasoy, en büyük sıkıntının yazdan sonbahara geçişte yaşandığını belirtiyor.

Erken gelen ergenlik...

Minik kızınız daha yeni okula başladı diye sevinirken, birden göğüsleri büyüyüp bir genç kıza dönüşmeye başlarsa sakın şaşırmayın. Ama bu durumu ciddiye alın. Çünkü bu bir hastalık ve hastalıktan kurtulması için ilaçlı tedavi alması gerekiyor.

Tüm dünyada ergenlik yaşı sekize kadar düştü. Erken ergenlik yalnızca Türkiye'nin değil tüm dünyanın sorunu oldu. Kız çocuklarında 10 yaşında girilmesi gereken ergenlik sekiz, erkek çocuklarında 12 yaşında başlaması gereken buluğ çağı ise dokuz yaşına kadar indi. Çocukluklarını yaşamadan birden genç olan yeni nesil, artık hastanelerin özel ergenlik bölümlerinde tedavi ediliyor. Ergenliğin çocukluk çağına çekilmesinin nedeni olarak pek çok suçlu gösteriliyor: Seksüel uyarımın fazla olması, televizyon ve reklam yoluyla seksi çağrışımların bol miktarda yapılması, hormonlu gıdalar, hormonlu oyuncaklar gibi pek çok şey de nedenler arasında sayılıyor..

Kredi kartı psikoloji bozuyor

Geçim sıkıntısında geçici bir rahatlama aracı olarak kullanılan kredi kartları, sonraki süreçte kullanıcılarını zor durumda bırakıyor.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası'nın kredi kartı kullanıcıları arasında yaptığı araştırmaya katılanların yarısına yakını, kredi kartı kullanımı nedeniyle psikolojik sıkıntı yaşadığını belirtiyor.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası, yaklaşık 1300 kişinin katılımıyla, kredi kartı kullanım alışkanlığı ve beraberinde yaşanan sıkıntılara yönelik bir araştırma gerçekleştirdi.

Farkındayız, ama neyin?

Psikoloji biliminde “farkındalık” kavramı çokça kullanılan değerli bir kavram.

Neden ?

Zira farkındalık, gözün ruhsal dünyaya çevrilerek, kişinin düşünce, duygu ve davranışlarına bilinçlilik kazanma halidir. Günümüz toplumunda farkındalığa dair ciddi bir artış gözlenmekle birlikte bu artış dinimizin tavsiye ettiği ya da psikoloji biliminin yönelttiği gibi iç dünya yerine, dış dünya, fiziki çevre ve bedene yönelmiştir.

Örneğin,

- Kimin evi daha güzel?

- Kim ne marka araba kullanıyor?

- Kim ne kadar kazanıyor?

- Kim daha güzel?

- Kim daha şık gibi bitip tükenmek bilmeyen içi boşaltılmış, akıl yürütmeyi engellemiş basmakalıp sorular.

Her tanıştığımız ötekine karşı neredeyse ilk kullandığımız cümle “sizi tanıdığıma memnun oldum” ifadesidir.

İÇİNİZDEKİ SEVGİ GÜNEŞİNİ ÇOCUKLARINIZIN ÜZERİNDEN EKSİK ETMEYİN

Küçük bir çocukken büyümek en büyük hayalidir insanın.

‘Ben dışarıda daha fazla oynamak istiyorum anne’;
‘Olmaz içeri gelmelisin artık’ dendiğinde ‘Hele bir büyüyeyim,o zaman kendi istediklerime kendim karar vericem’ düşüncesiyle büyümeyi en büyük hayal ,en büyük hedef olarak önüne koyar çocuk.

İstediği ama elde edemediği her şey için, karşısına çıkan, son sürat tosladığı bir duvardır; ‘küçük olmak’.
‘Bir büyüyeyim anne babam kadar olayımda bu duvarı yıkıp yerle bir
etmez miyim ben’ diye düşünür.
Yetişkin olmak için bir kor ateş içinde yanar durur

Ergenlik ise bu ateşin alevlerinin ,iyiden iyiye, göğe yükseldiği zamandır.

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz:

Son yorumlar

lezzet vadisi

Son konular

- Deri Pantolon Kombinleri 2013-2014
- Faizsiz Evlilik Kredisi Nasıl Alınır,Kimlere Verilir
- Bitkisel Doğal Parfüm ve Masaj Yağı Yapılışı Seda Sakacı
- En Çok Yapılan Makyaj Hataları
- Polikistik Over Hastalarına Özel Diyet
- Mihrimah Sultan'ın Hayatı
- Zayıflatan Baharatlar
- Diyanet Rüya Tabirleri Kitabı
- Çikolata Kisti Artık Korkutmayacak
- Yağ Yakici Besinlerle Kolay Kilo Verin
- Adet Düzensizliği Nedenleri
- Metabolizmanız Yavaş mı Çalışıyor
- Diyanet'ten Anne Sütü Bankası Yorumu
- Çocuk Gelişimi İçin Önemli OLan Vitaminler
- Hurma Zayıflatıyor mu
- Topuklu Ayakkabı Giymenin Zararları
- Kıvırcık Saçlara Bakım Nasıl Yapılır
- Kış Aylarında Saç Bakımı Nasıl Yapılır
- Sharon Stone Diyeti
- Aldatma ve Aldatılma Psikolojisi
- Vajinasız Doğan Kız Çocukları Tedavi Edilebiliyor
- Uzun ve Düz Saçların Bakımı Nasıl Yapılır
- Tüp Bebek Kaç Kez Denenir
- Ofiste Çalışanlara ÖZel Makyaj Önerileri
- 3 Günde 1 Kilo Vermek İstermisiniz
- Dr. Ayça Kaya'dan Yeni Yıl Diyeti
- Kadınlar Artık Zengin Eş İstemiyor
- Müzik ve Video Oynatma Özellikli LCD Ekranlı Parfüm Şişesi
- Regl günü nasıl hesaplanır
- Her Ay Bir Beden İncelmek İstermisiniz
- Erkekler Hangi Kadınlardan Korkuyor
- Diyet Yaparken Yapılan Hatalar Kilo Vermeyi Engelliyor
- T.C. Kimlik No Doğrulama
- T.C. Kimlik Numarası Sorgulama
- Medeczane SGK E-Reçete Girişi
- Önemli Linkler
- Nişanlılık dönemi çok uzun sürmemeli !!!
- Karbonhidrat Kısıtlaması Daha Çabuk Kilo Verdiriyor
- Susam Yağı İLe Saç Bakımı
- Polikistik Over Nasıl Anlaşılır
İçeriği paylaş