Müezzine küfür eden çocuk
Eğitim merkezli yazılarımı okuyan bir arkadaşım “Biliyor musun, ben çocukken ezan okuyan müezzine küfür ederdim? Ama sadece akşam ezanını okurken küfür ediyordum.” deyince çok şaşırdım. Ezandan rahatsız olan bir ailesi olmadığını bildiğim için şaşırmıştım. Altından ilginç bir şeyler çıkacağını tahmin ettim ama en çokta “Neden sadece akşam ezanına okunurken küfür ediyordu acaba?” diye merak ettim.
“Senin çocukluğunda en sevdiğin şey neydi?” diye sorunca arkadaşım, merakım kursağımda kaldı. “Tabi ki mahalle de arkadaşlarla oyun oynamak!” diye cevaplandırdım. “Oyunun en tatlı zamanı hangi zamandı?” diye tekrar sorunca, “Tabi ki akşam saatleri” diye cevapladım.
Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü
Bir tavuğun civcivini koruma girişimini bir düşünün. O cılız bedenine rağmen, yavrularına saldıran korkunç tilkinin gözlerini oymak istercesine saldırıyor. Hiçbir canlı, dünyanın en korkak varlığı kabul edilen tavuğa, yanında civcivleri varken yaklaşamaz. O tavuğa, o gücü veren annelik duygusudur. Kuşların en küçüğü çöplük bülbülü bile, yuvasındaki yavruları uğruna baykuşla pençeleşir.
Çocuklarınızı Tilkilerde daha alçak olan dünyanın egemen güçlerine yem etmeyin. Çocuklarını sevgisiz bırakan aileler, onlarla yeterince ilgilenmeyen anne babalar çocuklarını vahşi bir canavar olan kapitalist dünyanın ellerine teslim etmiş oluyorlar
Depremde binanın altında kalan anne, çocuğunu kurtarmak için, eline geçirdiği cam parçasıyla kolunu kesip çocuğunu kurtarmış. Bunu ancak bir anne yapar..
Zeki insanların doğuştan getirdikleri bir sırları var mıdır?
Bir insan doğuştan zeki olduğu için okulda ve hayatta daha başarılı olur mu?
Yapılan bir araştırmaya göre insanların %95’i orta bir zekaya sahiptir. Geriye kalan % 2.5’i ileri zekalı, % 2.5’i geri zekalıdır.
Şu anda bu yazıyı okuyan / okuyabilen hiç kimse geri zekalı değildir. Geri zekalı olsaydı bu yazıyı okumaz / okuyamazdınız.
Hepimiz ya orta bir zekaya sahibiz ya da ileri bir zekaya…
Zekanın derecesi değil benim bu yazı da sizlere anlatmak istediğim asıl mesele.
Bugün sizlere, zeki çocuklar yetiştirmenin çok basit bir “püf” noktasından bahsetmek istiyorum.

CHRİSTY BROWN
Brown, beyin felçli bir çocuk olarak gelir dünyaya. Dublinli bir duvar ustasının 23 çocuğundan biri. Beyin felçli çocukları bilirsiniz ya; vücut organları işlemez, başı sarkıktır; konuşamaz… Brown’ın kendi deyişiyle “Bir çarpık kas ve dolaşık sinir demeti…‿ misafir geldiğinde arka odada kalan ve adı geçmeyen ‘acayip şey’. İşte bu çocuk, annesinin sınırsız sevgisi ve kendi gayretiyle esaretin kapılarını zorluyor, oradan bir pencere açıp, yaşama ve özgürlüğe uzatıyor başını.
Hap kullanarak tedavi olmaya çalışan insanlar denilince aklınıza hemen iş hayatının stresinden kurtulmak için sakinleştirici ilaç kullanan yetişkinler gelmesin.
“Hap kuşağı” başlığı altında Can Dündar yazmıştı…
Seçkin özel okullardan birinde öğretmen sınıfa girip avucuna doldurduğu hapları tek tek öğrencilerine içiriyor, ders ondan sonra başlıyor.
Hayır “hapçılar” için özel bir sınıf değil bu…
Çocukların çoğu aynı hapı kullanıyor ve almaları gereken saatte öğretmenleri onlara yardımcı oluyor.
Hapın özelliği, yatıştırıcı olması…
Bursa’da annesini bıçakladıktan sonra boğarak öldürdüğü ve cesedini satırla paçalara ayırdığı iddia edilen zanlının, internette oluşturduğu bir sayfada, dünyaca ünlü seri katilleri tanıtan metinler ile bıçaklama ve işkence sahnelerinin yer aldığı fotoğraflar yüklediği belirlendi.
Anne katili M.F.’nin örnek aldığı kişiler listesinde ise “Karın deşen Jack” ve “Charles Manson” gibi seri katiller ile bir filmin baş karakteri “Hannibal Lecter”a ilham kaynağı olan seri katil Albert Fish yer alıyor.
Anne katili ile ilgili medyaya yansıyan haber bu…
* * * * * * *
Maalesef toplum olarak çocuk yetiştirmeyi, çocukların karnını doyurmak, kıyafetlerini almak, okul ihtiyaçlarını karşılamak, dershane taksitlerini ödemek zannediyoruz. Maalesef anne babalar çocuklarının hangi yemeği yiyip yemeyeceği ile ilgilendikleri kadar hangi filmi izleyip izlemeyecekleriyle ilgilenmez oldular.
Yemek çocuğunuzun sadece midesini kirletir. Çok ağır değilse yedikleri, ya birkaç gün hasta yatar, ya da midesi yıkanır.
Gençleri anlamıyorsanız niye yaşıyorsunuz ki?
“Bizim zamanımızda böyle miydi?” diye başlayan cümleleri hiç sevmiyorum. Bu cümleden sonra gelen cümleleri, sadece bir “nostalji” olarak dinlenmeye değer buluyorum. Hatıralarını, gençliğine dair özlemlerini anlatırken kullanıldığı zaman bir itirazım olmaz. Ancak gençlere kızmak veya nasihat etmek için yapılan bir konuşmanın başına getirilirse devamı bana anlamsız geliyor.
“Şimdiki gençler adam olmaz!” diye devam edilirse daha çok kızıyorum.
Son yorumlar
3 gün 2 saat önce
3 gün 2 saat önce
2 hafta 2 gün önce
2 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce