Saç dökülmesinin sebepleri genellikle aşırı stres, vücuttaki hormonal değişiklikler ve ya çeşitli tıbbi tedavilerdir. Bu durum genellikle aniden ortaya çıkar ve birçok kadında 6 ay içinde düzelir, çok az kadında kronik bir problem haline gelir. Çok endişeli ve sinirsel olarak zayıf kadınlarda saç dökülmesi kelliğe kadar varabilir. Neyse ki kadınlarda erkelerin aksine telojen dönemi geçici olabiliyor ve genellikle saçlar yeniden büyümeye başlıyor. Herkesin yaşamının yüzde 15’lik bir kısmında telojen (saç büyümesi siklusunda dinlenme safhası)yaşanıyor. Aşırı stres ve sinirsel hastalıklar bunun tetikleyicisi oluyor. Yaklaşık 3 ay boyunca kadınlarda saç dökülmesi aşırı derecede artıyor. Yeni saçlar büyüyene kadar saçlar oldukça azalabiliyor. Yetişkinlerin birçoğu bu saç dökülmesi sorununu yaşamıştır. Saçlarını tararken, taraklarında kalan bir dolu saça üzüntüyle bakmıştır. Bu dönemler genellikle çok stresli oldukları dönemler rast gelir.
Kadınlarda görülen saç dökülmesinin bir diğer çeşidi de hormonlardan kaynaklanan genetik saç dökülmesi.
Prozac ve Seroxat gibi dünya çapında milyonlarca kişinin kullandığı anti-depresanlar üzerinde yapılan araştırmalar, bu ilaçların aslında işe yaramadığını ortaya koydu.
Araştırmada, Amerika Birleşik Devletleri ndeki bilgi edinme yasası uyarınca ilaç şirketlerinin bu ilaçlar üzerinde yaptığı, ancak yayınlamadığı klinik deneylerin sonuçları elde edildi.
Bu şekilde değerlendirilen 47 klinik deneyden çıkan veriler ışığında da anti-depresanların, hiçbir etkisi olmayan haplardan (placebo) çok farklı olmadığı belirlendi.
Modern hayatla birlikte birçok insanın şikâyet ettiği monoton yaşam stresinden, küçük alışkanlık değişiklikleriyle kurtulabilmek mümkün.Uzmanlar, hayata pozitif bakabilmek ve iş hayatında başarılı olabilmek için her gün farklı elbiseler giymek, daima kullanılan iş yolunu değiştirmek ve hedefler koymanın yaşamı anlamlı kıldığını belirtiyor.Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gökşen, depresyon ve stresten kurtulmak ve hayatı yaşanılır kılmak için yaşama bakış açısının revize edilmesi gerektiğini söyledi.
Ruhu sürücüye, vücudu da arabaya benzeten Gökşen, psikiyatrik hastalıkların da arabanın motor arızaları olarak görülebileceğini ifade etti.
Bütün bir kış çalıştıktan sonra yaz tatilinde yan gelip yatmayın! Tatilde yorulan beyninizi dinlendirmeye bakın. Peki bunun için yaylaya mı çıkmalı, deniz kenarına mı yatmalı, yoksa çok uzaklara mı gitmeli? Tatilde nasıl beslenmeli? Ne kadar ve hangi sporu yapmalı? Cevapları bu dosyada...
Bütün bir yıl boyunca iş ortamından bunalıp kendini çok yorgun hisseden insanlar; bugünlerde vücutlarını dinlendirmek için tatil programı yapıyorlar. Tatilde vücudumuzu nasıl dinlendireceğimizi belki biliyoruz ama planladığımız tatil, yorgun zihnimize de iyi gelecek mi acaba? Tatil dönüşü zinde ve mutlu olabilmek için denize girip, güneşlenmek yeterli mi?
Sıkıntıları, üzüntüleri bir kenara atmak oldukça zor gözükse de insan istedikten sonra hepsinden kurtulabilir. ben de mutlu olmakt istiyorum diyorsanız, Psikiyatr Prof. Dr. Arif Verimli’nin önerilerine kulak verin.
Herkes mutlu olmak ister. Ancak günlük hayatın getirdiği stres ortamında her zaman mutlu olmak da pek mümkün olmuyor. Oysa, bazı kurallara dikkat ederek her zaman mutlululuğu yakalamak elinizde… Psikiyatr Prof. Dr. Arif Verimli mutluluğun sırlarını sıraladı…
Yanlış beslenme, hareketsizlik, aileden gelen kötü genetik alt yapı, sigara kullanımı, hava kirliliği, stres vb pek çok faktöre bağlı olarak kalbimiz risk altındadır. En değerli organımızın kalbini kırmamak için bir an evvel yaşam tarzımızda faydalı değişiklikler yapmamız gerekir. Sağlık raporlarının çıkarımlarına kulak asmayıp, kendi sağlığını garantili görme hatasına düşmeyin, bana bir şey olmaz mantığını silin.
İstatistikler Diyor ki...
WHO verilerine göre dünyada her yıl 17,5 milyon kişi kalp damar hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybederken bu rakam ülkemizde 170 bin kişiye ulaşmaktadır.
Depresyon (ruhsal çöküntü-duygu durum bozukluğu) günümüz toplumunda sık görülen bir hastalıktır. Depresyon; kimi zaman zihnimizde “depresyondayım… Unutuldum…” diye dilden dile dolaşan nağmeler olarak yer aldı.
Kimi zaman hayatın yoğunluğundan bunalmış, sıkılmış insanların fotoğraf kareleri olarak zihnimizde canlandı. Şehir yaşamıyla ve modern kültürle insanların biraz daha yalnızlaşması, zorluklar karşısında dayanışmanın ve aile bağlarının zayıflaması, sosyo-kültürel sorun olarak karşımıza çıkmakta ve depresyonun oluşmasına zemin hazırlamaktadır.
Son yorumlar
3 gün 3 saat önce
3 gün 3 saat önce
2 hafta 2 gün önce
2 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce
3 hafta 5 gün önce