İnsanoğlu dünyaya teşrif buyurduğu andan itibaren varlığını ötekiyle bütünleştirmek ister.Önce anneyle, ilerleyen yaşlarda akranlarıyla sonra da kuracağı yuvada bütünleşebileceği eş arar.
Bütünleşmek,yarımızı tamamlamak,paylaşmak,anlamak ve anlaşılmak dinamiklerini içerir.Bu haliyle bütünleşme dinamikleri benliğin ihtiyaçlarının toplamı gibi görünmektedir.
Madem evlenerek diğer yarımızla bütünleşiyoruz.O halde bizdeki yarının ihtiyacını tamamlayan dinamikleri farkedebilmek adına gözümüzü ruhsal dünyamıza çevirmemiz gerekiyor.
İnsanoğlu yaratılış itibariyle birbirine muhtaç ve birbirini tamamlayıcı şekilde dünyaya teşrif buyurmuştur. Ve yine insanoğlu mutluluğunu da, huzurunu da, üzüntüsünü de paylaşarak varolur.
Daha doğarken başkasının avuçlarına doğarız, varoluş sebebimiz ve hayatı idame ettirebilmemiz ancak ötekiyle mümkündür.
Ve zamanı geldiğinde ötekiyle birleşme ve bütünleşme arzusu hissedilir... Hepimiz hedefe birlikte yürüyeceğimiz kişiyi yanımızda görmek isteriz.
Babanın çocuğun gelişimine etkileri.İnsanoğlu doğumuyla birlikte bütünüyle kendine yabancı bir dünyaya gelir. Daha doğrusu hayatını sürdürebileceği gerekli donanımdan yoksundur.
Gelişim süresince edindiği bilgi, beceri ve deneyimle kendine yetecek bağımsız bir birey haline gelir. Çocuğun ilk toplumsal çevresini ailesi oluşturur. Aile çocuğun hem beslenme, korunma gibi fiziksel ihtiyaçlarını, hem de sevgi ve güven gibi duygusal ihtiyaçlarını karşılar. Ayrıca yetiştirme biçimiyle çocuğun kişiliğinin oluşumuna katkıda bulunurken, toplumsal değerleri de çocuğa aktararak sosyalleşmesini sağlar. Tüm bu görevlerden şimdiye dek birinci dereceden sorumlu tutulan genellikle annelerdi.
Son yorumlar
2 hafta 4 gün önce
2 hafta 5 gün önce
2 hafta 5 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
4 hafta 6 saat önce
4 hafta 2 gün önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 3 gün önce