aşk

Yûsuf İle Züleyha

“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.”(A’raf,176) Söz Başı Bismihû. Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla. Önce söz vardı, hayat sonradan geldi. Önce çile vardı ihsan arkadan geldi. Önce iştiyak, arkadan sebat geldi. Sözün yaratılışı Züleyha’nın yaradılışından evveldi. Âdam, ki ona bütün isimler öğretildi. Yûsuf’un kaderi Züleyha’ya tecelli. Züleyha’nın kaderi Yûsuf’a tecelli. Kuyu. Zindan. Kuyu. Zindan. Önce çile arkadan ihsan.

Kitab-ı Aşk/İskender Pala

Kitâbı Aşk, bütün bu kavram kargaşası içinde aşkın katmanlarını, türlerini ve asaletini irdelemek, belki her düzeyden insanın gönlünde hissettiği, dimağında algıladığı ama asla net biçimde tanımlayamadığı duygularına açıklık getirmek için düzenlendi. Kitâbı Aşk’ın içindeki yazılar değişik zamanlarda ve farklı zeminlerde kaleme alınmış olmakla birlikte belli bir düzen ve bütünlük içinde bir araya getirilmiştir.

Ben İki Kez Sevdim

Gökyüzü masmaviydi, yalnız sabah gördüğüm..
En az deniz kadar, yalnız sesin duyduğum..

Ağlamaklıydı sesi..

Ve titrek, sabah ayazı yemiş gibi
Nemliydi, bilirim, hiç görmediğim gözleri..

-Of, dedi..
Ne oldu, dedim
-Hiç, ne olsun, dedi..
Bırak her şeyi gel, dedim
-Olur mu, dedi..
Hepsi hepsi bir tabak daha, dedim
-Gerek yok, dedi..
Neden, dedim
-Aynı tabaktan yeriz, dedi..
Bir daha sevdim

İnternet Aşkları...!

Sizlerden gelen maillere bakılırsa “İnternetten kurulan aşk ilişkileri” gündemde… ve bir çok kişinin kafası karışmış durumda sevgili okurlar. Dilerseniz bu konuda bazı açıklamalar yapayım.

İnternetin hayatımıza girmeye başlamasıyla birlikte, internet üzerinden “tanışmalar”, “görüşmeler, “flört etmeler” hatta “aşık olmalar” yoğun biçimde artış gösterdi. Pek çok kişi bu konuda sorular sormaya başladı. Sorular ortak bir çizgiden çıkıyormuş gibi görünse de, farklı zeminlerde cevaplanması gereken ayrıcalıklar içeriyor. İnternet üzerinden yaşanan aşkların aşağıdaki soru formuna cevap vermek istiyorum bugün:

Beyaz Gül ...

Neden sanki, neden öyle sert çıkmıştı sesi? Neden daha bir tatlılıkla, yumuşacık:
-Kırmızı gömleğin kirli şekerciğim. Yıkayamadım. Maviyi giyiver. Hem çok yakışıyor sana, dememişti de:

-Üff!... Şart mı bugün kırmızıyı giymen? Al şu maviyi giyiver işte!, demişti öyle aksi, nalet bir edayla.

O da fırlatıp atmıştı mavi gömleği. Bütün gün içi içini yemişti. Sözde çalışmıştı ama… İşte öylesine…

Bu ara çok yoğundu. Akşama kadar soluk almadan çalışıyordu. Üstelik sorumluluğu ağırdı. Bu yüzden de aksiydi, sinirli ve tahammülsüz… Ama gene de bunca ters,aksi davranmasını mazur gösterecek bir neden değildi..

Sevmek; Gayrettir!


Sen Bana Bakma;

Ben Senin Baktığın Yönde Olurum...

Özdemir Asaf

..........

Meylettiğinin Nazar Kıldığı Yönde Olabilmek Çabasıdır, Sevmek. Meylettiğinin Odaklandığı Vasfa Ermek Gayretidir. Sevmek, Sevdiğinin Gözünde Yücelmeyi Diletir Yüreğe; Katında Değerli Olmayı Diletir. Sevilen Kullar Bunun İçin Tanımayı Dilerler "Yar" Bildiklerini; Tanıdıkları Nispette Severler; Bunun İçin O'ndan Ancak O'nu Hakkıyla Tanıyanlar Korkar..

Ilgili Konular:

- "Sevgi üç türlüdür!.."

Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış. "Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor.

- "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyormuyuz?" diye soruyor...Sonra anlatmaya başlıyor:

- "Sevgi üç türlüdür!.."

Birincinin adı "Eğer" türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar..

Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. "Sevenin,istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..

Ilgili Konular:

Baban Gelirse Beni Çağır Oğul!

Balıkesir’de Ali Şuuri ilkokulu karşısındaki boşlukta eski ayakkabı tamircisi kır,pala bıyıklı bir ihtiyar olan Cevdet (Alkalp)dede vardı.

Bir akşam üstü konu çanakkkeleye gelince ağlamaya başladı ve devam etti.
Rahmet babam Hafız Ali Çanakkalede kaldığında anamın karnında yedi aylıkmışım.O’nu hiç tanımadım.Bir fotoğrafı bile yok.
O günler çok zor günlerdi,seferberliğin sıkıntıları,kuvayi milliye zamanı,işgal yılları,kurtuluş yokluk sıkıntı.
Çocukluğumuz hep ekmek peşinde sıkıntıyla geçti.
Ama anam benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta,her nereye giderse gitsin yanıma gelir ve;

Suyun Elem Hali (Gözyaşı)

Bir alev halinde düştün elime

Hani ey gözyaşım akmayacaktın?

Orhan Seyfi Orhon

Hani Refref Süvarisi’nin sözüdür: ‘‘Hiçbir damla yoktur ki o, Allah katında O’nun korkusuyla dökülen gözyaşı damlasından veya Allah yolunda akıtılan kan damlasından daha makbul olsun.’’

Gözyaşına ne diyebilirim ki!.. Dizi dizi şiir desem haksızlık olur; tane tane inci desem yetersiz kalır. Akın akın yabanlara giden de, uzak uzak sevdaları yakın eden de odur çünkü… Sevgilinin geleceği yolları sulayıp süpürmek içindir o; sultanlar ayağına düşürmek içindir.

Beyaz Atlı Prensiniz Geldiğinde...

Evlilik…Genç kızlık rüyası…Ta küçük bir çocukken, annemizin, gittiğimiz bir düğünde bize gelinlik giydirmesinden itibaren kurduğumuz tatlı hayal.

Her kadın mutlu olmak için geçer evlilik eşiğinden. Mutlu olmak ve mutlu etmek..Peki ne olur da, bu güzel büyü yerini sıkıcı bir monotonluğa bırakır? Suç kimdedir? Yada bu kronik yalnızlığı mutlu bir birlikteliğe dönüştürmek mümkün müdür?

Uzmanlar ilk günlerin büyüsünü yitirmiş olan çiftlerin öncelikle sorunlarıyla yüzleşmeleri gerektiğini vurguluyorlar.Unutmayın ki, sorunun ne olduğunu bilmek çözmek yolunda atılmış büyük bir adımdır. Sonrasında eşlerin her birinin kendi içine dönerek “ben ne yapabilirim?”sorusunu kendine yöneltmesi ve üzerine düşen görevleri ilk başlarda içinden gelmese de yapması gerektiği vurgulanıyor.


lezzet vadisi


Son yorumlar

Anket

lezzet vadisi

İçeriği paylaş