Doğum yaklaştıkça heyecanı da sizi sarmaya başladı. Doğum öncesi ve sonrası ihtiyaç duyacağınız her şeyi yanınıza almanız gerekiyor.
Hastaneye giderken muhtemelen acele edeceğiniz için yanınıza alacağınız eşyaları bir çantada toparlayarak, kolay ulaşabileceğiniz bir yere koymanız tedbirli bir davranış olacaktır. Peki bu doğum çantasında neler olmalı?
Bursa Zübeydehanım Doğumevi Başhekim Yardımcısı Özer Kutlu, kadın vücudunun hamilelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım istediğini bildirdi. Kutlu, yaptığı açıklamada, hamileliğin kadının hayatında hem fizyolojik hem de psikolojik olarak önemli bir dönem olduğunu belirtti. Hamile kadınların bu dönemde bedenlerine gösterdikleri ilginin, hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmelerini hem de doğum sonrasında vücudun eski haline kolayca dönmesini sağladığını ifade eden Kutlu, şunları söyledi:
Folat diye de bilinen folik asit bir B vitaminidir (B9). Bir çok araştırma gebe kalmadan önce ve erken gebelik aylarında günde 400 mikrogram (0.4 miligram) folik asit almanın, bebeklerde ciddi beyin ve omurilik hastalıklarını %70 den fazla azalttığını göstermiştir.
Ayrıca, hamile kalmadan en az bir yıl önce folik asit alan kadınlarda erken doğum riskinin yüzde 50 ila 70 oranında azaldığı bildirildi.
Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından 1999-2002 yılları arasında yaklaşık 38 bin kadınla yapılan klinik deneyler sonucu, folik asit kullanımının, bebekte zeka geriliği, körlük ve kronik akciğer hastalıkları gibi ciddi sorunlara yol açan çok erken doğum riskini daha da azalttığı ortaya çıktı.
Gebelikte olası kromozom anormalliklerini taramak amacı ile yapılan testler iki grupta incelenebilir. Bunlardan ilki kesin tanıya olanak sağlayan Amniosentez (bebeği çevreleyen amniotik sıvıdan örnek alınması) ve yaşa bağımlı riskte değişme olup olmadığını gösteren Ultrason ve biyokimyasal testlerdir. Her kadının her yaşta kromozom anomalisi olan bebek doğruma riski vardır. Bu anomalilerin en sık görüleni Down sendromu (Mongolism) olup görülme sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artış gösterir.
Hiç bitmeyecek gibi gelse de anne adayları için dokuz aylık dönem göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süre içersinde birçok kadın doğum anını büyük bir sabırsızlıkla ve korku içinde bekler.
Birçok anne adayı, acaba doğum sırasında bir sorun çıkar mı, hangi yöntemi seçsem daha iyi olur, sancılarla başa çıkabilecek miyim diye endişelenir. Peki bu korkuyla nasıl başa çıkılır? İlk adım bilgilenmektir! Uzmanların doğum korkularına ilişkin söylediklerine kulak verirseniz korkularınızı kolaylıkla yenebilirsiniz.
Gebelikte saç boyası kullanımının,
bebeklerde doğuştan katarakta yol açabildiği belirtildi…
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Erbağcı, saç boyası katkılarının, gebe farelerin yavrularının gözlerindeki olası etkileri konusunda yapılan araştırma sonucuna göre gebeliğin ilk aylarında annelerin kullandığı saç boyalarının, bebeklerde doğuştan katarakta yol açabildiğini söyledi.
Anne olanlar çektikleri, baba olanlar da şahit oldukları için pekçok insanın yaşadığı bu hâdiseyi çok iyi bilirler. Meselenin aslını bilmeyen bazıları; “yine kimbilir ne yedin?” diye hanımını suçlar. Hanımlar da kendi aralarında konuşurken; “Aman benim hâmileliğim çok sıkıntılı olu-yor” diyerek tekrar çocuk sahibi olmak istemediklerini söylerler. Bazıları da kış ortasında karpuz, yazın portakal isteyerek etraflarındakileri seferber ettiklerinden söz ederler.
Dış gebelik nedir, neden olur?
Dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahim dışında herhangi bir yere yerleşmesiyle meydana gelir. En sık yerleşim yeri tüplerdir (yüzde 98), daha seyrek olarak yumurtalık, karın zarı ve karın organları, nadiren rahim boyunda görülebilir.
Gebeliklerin yüzde 2’si dış gebelik olup son yıllarda daha sık görülmektedir. Bunun da sebebi cinsel yolla bulaşan hastalıklardaki artış ve pelvik iltihabı hastalıkların tedavisindeki etkinliktir.
Doğum yapmak, dünyaya size benzeyen, sizinle beraber yetişecek, gelişim sürecinde sizin özelliklerinizi kendisine adapte edecek birini getirmek… Anlatılması çok zor, ancak yaşanıldığı zaman farkına varılabilecek, bütün mutlulukların üzerinde bir mutluluk.
Bu mutluluğun yanı sıra, bütün hayatınızın bu küçük varlık olmasının dışında, kendi yaşamınızın devam etmesi sürecinde, vücuda alınan fazla kilolar, bunların nasıl geri verilebileceği endişesi de, bu mutlu sürecin atlatılmasından sonra aklımızı kurcalayan konulardan biri.
Yaklaşık 40 hafta süren gebelik dönemi, bu dönemde alınan ortalama 12-15 kilo ve doğan ortalama 3-3,5 kilo ağırlığında bir bebek… Doğum sırasında sıvı ve bebek ile kaybedilen 6-8 kilo ve geriye size kalan kilolarınız!
Gebelikte vücudun değişmesiyle giyinme problemi de ortaya çıktığını belirten Zübeydehanım Doğumevi Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Özer Kutlu, "Dar giysiler annenin yanı sıra bebek için de zararlı "dedi.
Gebelik giysilerinin hijyenik ve pratik olması gerektiğini ifade eden Dr. Kutlu, "Giyseler bebeğinizi sıkıştırmamalıdır. Gebelikte şıklığınızdan vazgeçmek zorunda değilsiniz. Gebelikte giysileriniz rahat olmalı ve sıkıştırmamalıdır. Bol pamuklu giysileri tercih edin. Gebelik döneminde kolay terler kolay üşürsünüz. Bu nedenle kat kat giyinmeyi tercih ediniz. Terlediğinizde üzerinizdeki bir kat giysiyi çıkarmak, üşüdüğünüzde tekrar giyinmek en kolaydır" diye konuştu.
Hamilelikte bulantı ve kusmalar kabusunuz olmasın.Kadın yaşamının belki de en güzel, en mutlu ve en önemli zaman dilimi olan gebeliğin ilk günlerinde başlayan bulantı ve kusmalar pek çok hamilenin korkulu rüyası olabiliyor
Gebelerin yaklaşık yüzde 80’inde görülen bulantı ve kusma şikayetleri genellikle ilk adet gecikmesinin birkaç gün sonrasında başlar ve giderek artarak 8. gebelik haftasında dayanılması en zor günlere ulaşır. Daha sonra yavaşça azalan bulantı ve kusmalar 14. gebelik haftası civarında ise sona erer
Gebelik bulantısının oldukça inatçı, tedaviye dirençli ve sinsi bir şekilde nerede ise tüm gün boyu süren tatsız bir duygu olduğunu,
Hamilelik çatlaklarını önlemek mümkün
Hamilelikte oluşan çatlaklarla mücedelede, bol su için, C ve E vitamini zengin besinler tüketin
Cilt, hamilelik sırasında kilo almaya bağlı olarak, alt dermal tabakasındaki kollajen ve elastin liflere zarar verebilecek şekilde hızla gerilir. Dokular incelir, hassaslaşır ve tıbbi adı “Stariae Gradvidarum” olan cilt çatlakları meydana gelir
Araştırmalar, anne adaylarının % 66’sının, ciltteki gerilme nedeniyle oluşan izlerden rahatsızlık duyduklarını göstermektedir. Bu nedenle, özellikle bu vakalarda kullanıma uygun, özel bir nemlendiricinin kullanılması büyük önem taşır.
Annelerin yüzde 70`inde bebeğin gelişmesi açısından büyük önem taşıyan çinko yetersizliği görülüyor.
Beslenme Çok Önemli
TÜBİTAK tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye`de annelerin hamilelik döneminde yeterli düzeyde beslenmediği ortaya çıktı.
Uzmanlara göre, annelerin yüzde 70`inde bebeğin gelişmesi açısından büyük önem taşıyan çinko yetersizliği görülüyor.
Uzmanlar, hamile kadınların gebelik döneminde kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve protein yönünden zengin olan et, yumurta, kuru baklagiller, meyve ve sebzelerin normalden fazla tüketmelerini tavsiye ediyor.
Gebelik anne adayının fizyoloji ve psikolojisini değiştiren uzun süreli bir dönemdir. Bu dönemde gerek fizyolojik gerekse patolojik pekçok yakınma anne adayını rahatsız eder. Bunlardan en çok karşılaşılanlar şunlardır.
Bulantı & Kusma
Gebelik Sonrası Depresyonu
Her bebek yeni bir dünyadır. Onu ilk kucaklayıştaki mutluluğa eşdeğer çok az an yaşarız hayatımızda. Ne var ki bu mutluluk anı çeşitli tıbbî rahatsızlıklarla zedelenebiliyor. Gebelik Sonrası Depresyonu bu tür sorunlardan bir tanesi.
Bizde hep bereketin, neşenin, aile birliğinin teminatı olarak görülmüştür bir bebeğin dünyaya gelişi. Yüzünü buruşturarak arsız arsız ağlayan bu yavruya değen merhamet dolu bir bakış, tüm zahmetleri hemen hasıraltı ediverir. Yorgunluğun kol gezdiği ama tarifi imkansız bir mutluluğun şekillendirdiği ruh hali ile bebeklerini kucaklarına alır anne babalar.
İleri Yaş Gebeliği...
ANNE OLMAYI ERTELEMEYİN!
Annelik her kadının tatmak istediği bir duygu. Fakat yoğun iş hayatı ve kadınların sorumluluklarının hızlı artışı ileri yaşta anne olmayı beraberinde getiriyor. Ancak ileri yaşlarda anne olmanın bazı dezavantajları olduğunu unutmamak gerekiyor.
Birçok kadın ileri yaşlarda anne olmayı tercih ediyor. Özellikle çalışan kadınlar arasında ileri yaşta anne olmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak yaş ilerledikçe risklerin arttığı da bilinen bir gerçek. Zaten riskli gebelik dendiğinde ilk akla gelen risk faktörlerinden birisi ileri yaş. Bu hamileliklerde Down Sendromu (Mongolizm) başta olmak üzere bazı kromozomal bozuklukların görülme sıklığında önemli artışlar gözleniyor. Öte yandan artan yaş ile birlikte anne adayında hipertansiyon, şeker hastalıkları gibi sistemik hastalıkların görülme sıklığında da bir artış var.

Doğum Öncesi Hazırlıklar
Son ayda haftada bir kontrole gidin
Sık ve az yiyin
Egzersiz yapmaya devam edin.
Doğum başladığında arayacaklarınızın numaralarını hazır tutun.
Çantanızı hazırlayın
Doğum
Her kadın ve doğum farklıdır. Eğer iyi hazırlanmışsanız doğum daha rahat geçecektir.
Tarih yaklaştıkca sancılar hissedeceksiniz.
Doğum gerçekten başladı mı?
Doğum eylemi yani "doğum sancıları", dış ortamda yaşamaya hazır hale gelmiş bebeğin anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcını düzenli uterus kasılmalarının ortaya çıkması, bitişini de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların atılması, yani uterusun boşaltılması belirler.
Normal doğum genel anlamda vajinal yolla gerçekleşen doğum demektir. Vajinal doğumların %96'sı baş gelişi, geri kalan kısmı da makat gelişi şeklinde gerçekleşir. Bu sayfada baş gelişi ile doğumun ayrıntıları anlatılmaktadır.
Anne adayının bedeninin doğum eylemine hazırlanması:
Gebelerde mide yanması hormonlar ve karın içinde büyüyen rahim nedeniyle, asit mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına bağlı tahriştir.
Erken gebelikte daha çok aşerme ve bulantı-kusmaya bağlı oluşan bu yakınma, gebelik ilerledikçe kabızlık, hazımsızlık ve gaz gibi sorunlarla birlikte giderek artan şidette görülür.
Öneriler
· Sık ve küçük öğünler halinde yiyin
· Mide yanmanızı arttıran hareketler ve pozisyonlardan kaçının (ani öne eğilmeler, yemekten hemen sonra yatmak, uzanmak vb.)
· Özellikle yemekten hemen sonra uzanmak yerine arkanızı küçük bir minderle destekleyerek oturun
· Mide yanmanız,davranış ve diyet değişikliklerine rağmen düzelmez ve ya artarsa hekiminize danışarak antiasit alın.
Son yorumlar
2 hafta 4 gün önce
2 hafta 5 gün önce
2 hafta 5 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 4 gün önce
4 hafta 6 saat önce
4 hafta 2 gün önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 3 gün önce