
ANNE çok mu yorgunsun?”
“Evet canım. İş yorgunluğunun üstüne tuz biber oldu şu dönüş trafiği. Biraz dinlenip kendime gelmem lazım.”
“Anne… Beni seviyor musun?”
“O nasıl söz öyle yavrucuğum. Bütün anneler çocuklarını çok sever.”
“Bana sarılsana.”
“Gel bakalım yumurcak seni.”
Küçük çocuk annesinin boynuna sarılırken “Zezé haklı” diyordu içinden. Hani şu sıralar okuduğu Şeker Portakalı adlı romanın kahramanı yaramaz Zezé. Gerçekten de fabrika dedikleri yer aslında “her gün insanları yutan, akşam olunca da çok yorulmuş insanlar kusan bir canavardı.”
Hap kullanarak tedavi olmaya çalışan insanlar denilince aklınıza hemen iş hayatının stresinden kurtulmak için sakinleştirici ilaç kullanan yetişkinler gelmesin.
“Hap kuşağı” başlığı altında Can Dündar yazmıştı…
Seçkin özel okullardan birinde öğretmen sınıfa girip avucuna doldurduğu hapları tek tek öğrencilerine içiriyor, ders ondan sonra başlıyor.
Hayır “hapçılar” için özel bir sınıf değil bu…
Çocukların çoğu aynı hapı kullanıyor ve almaları gereken saatte öğretmenleri onlara yardımcı oluyor.
Hapın özelliği, yatıştırıcı olması…
Son yorumlar
11 saat 23 dakika önce
2 gün 12 saat önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 4 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce