Hani, nerde o eski bayramlar, nerde o eski günler deriz ya kimi zaman… İşte bunlara bir de, ah nerde o eski sevgiler… Nerde o gerçek aşklar diye sızlanır dururuz. Adiliğin, pespayeliğin, ikiyüzlülüğün dört bir yanı sardığı… Sevgilerin yapay… Aşkların suni olduğu… Her şeyin kirletildiği bir dünyada, gerçek sevgiden, gerçek aşktan söz etmek kolay olmasa gerek.
Kirletildi tüm değerler. Yapmacık baharlarla, suni lalezarlarla süslenmeye çalışılır oldu birliktelikler. Bu kirliliklerden aşk ve sevgi de nasibini aldı günümüzde. “Sevmek dokunmaktır” diye bir felsefe yada daha doğrusu bir safsata koydular ortaya. Böylece, yüreklerde değil bedenlerde gezinip duran şeyin adı sevgi oldu. Flört adı altında, özgürlük namına, iffet ayaklar altına alındı günümüzde.
Adeta bekarlara has bir değer olarak sunulur oldu adı aşk ve sevgi olan kutsal değer. Evliler arasında ise eşler birbirlerine güzel sözlerle hitap etmeyi ayıp sayar
İnsan, güle benzer; gülse insana!..
*
İnsanların çoğu, diken doludur; Isparta gülü gibi... İnsanların çoğu, az katmerlidir; Isparta gülü gibi... İnsanların çoğu, pembe çiçeklidir; Isparta gülü gibi...
İnsan, güle benzer yani;
Gülün insana benzediği kadar!
*
İnsana benzeyen Isparta gülleri gülümserken bahçelerde; birer, onar, yüzer, biner toplanır yaprakları...
Binlerce yaprağı bile bir kilo gelmez çiçeklerin... Ama gereken; binlerce kilo gül yaprağıdır...
Bunun için toplanır ve toplanır ve toplanır taze çiçekler...
*
Sonunda büyük imtihan başlar: Kaynayan suyun buharı...
Tam dört ton... Yani dört bin tane bir kilo gül yaprağı, buharda damıtılır; bir kilo gülyağı için...
Dikeni bol gülün yaprağı damıtılınca, 4 binde bir oranında gül esansı kalır da geriye;
...acaba insandan kalacak olan, nedir?..
*

Aile içi birlik duygumuza ne oluyor?
Aile denilen en sağlam kalemiz düşüyor. Mutluluk ve huzur limanımız yok olduğu gibi; boşanma grafiğimiz de her gün biraz daha yükseliyor. Dün "evlendik mutluyuz" diyenler iki gün sonra "anlaşamadık ayrıldık" diyor.
Hiç ummadığımız insanlar, boşanıyor. Sanki o güzel evimize nazar değdi. Cennet yuvamızı cehennemin alevleri sardı. Kiminle konuşsanız evliliğinden dertli.
Peki bize neler oluyor da o güzelim ailemiz tahrip oluyor?
Neden bu kadar bencilleştik? Sadece egolarımızı tatmin etme yarışına girdik? Evet, kimse hayatından ödün vermiyor, fedakârlıkta bulunmuyor. "Ailemin huzur ve mutluluğu için neler yapabilirim?" diye düşünmüyor. Bütün planlar kişilerin özel hayatlarına ait.
Onlar elele dolaşmak, bankta sarmaş dolaş oturmak zorunda değiller. Romantizm mum ışığında yemek yemek olarak empoze edildiği için böyle sahneler yaşanmıyor tabi.Belki romantizm tarlada çapa çapalarken güneşten terleyen eşini görüp “vay benim helalim be”, ya da “vay yiğidim benim” demektir.
Bağdat caddesinde üstü açık arabayla dolaşanlar mı romantik, romörkün arkasında, naylon çadır altında, düğüne giderken el ele tutuşanlar mı romantik?
Hiç kimse “Hanım bi çay getir” derken ki sevgi mi daha yalın ve üst boyutta “Canım seni öyle çok seviyorum ki, rüyamda gördüm kan ter içinde uyandım, sensizlikte boğuluyorum” gibi süslü laflar söyleyeninki mi daha yalın bir sevgi bilemez.
Gurbetlerde yaşamak. Daima öteleri arzulamak
Kuşlar gibi özgürce kanat çırpmaya hasret kalmak.
Gönlü bir sevgiliye bağlayıp, gözü başkalarına yummak
Kalbini yalnızca ona açmak. Senden öte candaki canı düşünmek.
Düşüncelerini ona hasredip, ifadelerinde hep onu zikretmek.
Kalbin daralır, yüreğin sıkışır, bir el ararsın, uzatırsın ellerini boşluğa.
İstersin ki o tutsun ellerinden. Çünkü Canda ki Can’ın o olmuştur artık…
Gözünü onunla yummuş, kalbini ona sunmuşsundur.
Bir tebessümüne ne kadar hasretsindir. İstemişsindir yüreğine bir baksa, azıcıkta olsa tebessüm saçsa…
Derler ki:"Sevgi, ruhlar arasindaki benzesmeden dolayi olusan imtizac ve kaynasmadan ibarettir. Nitekim bir suyu diger bir suya karistirinca birbirinden ayiklamak imkansizdir. Bu nedenle iki sahis arasindaki sevgi öyle bir noktaya varmaktadir ki, birisi digerinin acisini duyar olur; onun haberi olmadan yakalandigi hastaliga yakalanir."
Sevgi ayni kaderi paylasmaktir. Öyle bir paylasma ki iki tarafin kalbine huzur ve ferahlik getirsin; hastaliklara deva olsun. Çünki paylasilmayan sevgi yalnizca bir dert ve acidan ibarettir. Eger esit bölünmezse, gönlü, sevginin diger yarisi olan dert istila eder. Sevgi ayni kaderi paylasmaktir. Öyle bir paylasma ki iki tarafin kalbine huzur ve ferahlik getirsin; hastaliklara deva olsun. Çünki paylasilmayan sevgi yalnizca bir dert ve acidan ibarettir. Eger esit bölünmezse, gönlü, sevginin diger yarisi olan dert istila eder.
Bu yüzden tek tarafli sevgi aci; karsilikli sevgi de sevinç verir. Birbirini seven iki kisi arasinda sevgileri derecesinde bir benzerlik vardir. Menfaatlerde, karakterde veya amaçlardaki benzerlikler gibi.
Kanuni sultan süleyman ve Hürrem sultanın birbirine hitap şekli
Sevginin, insan psikolijisine olumlu katkı yaptığını vurgulayan Mevlânâ Hazretleri aşk ve sevginin benliği hor ve hakir kılıp, insanı yükselttiğine dikkat çekiyor. “Onsuz bütün beden tamahtan ibarettir. Tamah ise alçaltandır. Sevgi ve şefkat insanın, öfke ve şefkat ise haywanın temel hasletleridir. Sevgi güneştir; ama kusurları örtmede gece gibi olun!” şeklinde özetler aşk ve sevgiyi.
Osmanlı İmporatorluğu’nun en şaşaalı döneminde yaşamış ve koca imparatorluğun bir anlamda kaderine hükmeden kararlara etki eden birisi olarak Hürrem Sultan’ın bu anlamda Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı mektup ve ona hitapta kullandığı ifadeler çok önemli;
“Ayağınızın bastığı toprağı yüzlerce defa öptükten sonra, benim güneşim ve saadetimin sermayesi sultanım.
Mahkeme salonunda, seksen yaslarindaki yaslı ciftin durumu icler acisiydi...
Adam inatçı bakıslarla, suskun ninenin aglamaktan iyice çukurlasmis gözlerini ve bikkin bakıslarını süzüyordu
Hakim tok sesiyle, yaslı kadına: „Anlat teyze, neden bosanmak istiyorsun?“
Yaslı kadin, derin bir nefes cektikten sonra bas örtüsüyle agzini aralayip, kisilmis sesiyle konusmaya basladi:
Bu herif yetti gayri, 50 yildir bezdirdi hayattan...“
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda...
Sessizlik, bu tür haberleri her gün manset yapan gazetecilerden birinin flasiyla bozuldu...
ABD’de evli çiftler üzerinde yapılan bir araştırmada eşlerin birbirlerinin ellerini tutmasının sinirlerin fark edilir bir şekilde gevşemesine sebep olduğu ve eşin eli tutulduğunda, duyguların daha rahat ortaya çıktığı görülmüş.
Uzmanlar, evlilikte “sevmek ve sevilmenin tek başına yeterli olmadığını”, atılacak minik adımlarla bu duyguların ifade edilmesi gerektiğini belirtiyorlar.
Evliliklerde en çok yaşanan sıkıntıların başında eşlerin birbirlerine karşı asık suratlı ve somurtkan bir tavır sergilemeleri geliyor. Asık bir surat, baskılanmış öfke ve sıkıntıların su yüzüne çıkmasına yol açar ve negatif enerji yayar.
Son yorumlar
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 12 saat önce
3 hafta 1 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 3 gün önce
3 hafta 3 gün önce