vitamin

Premenstrüal Dönem (Adet öncesi)

Premenstrüal Dönem

Biz kadınlar tüm yaşamımız boyunca üretkenliğimizi yitirmemek için doğa tarafından destekleniriz.Doğa önce bize yumurtlama yeteneğini vererek 'menstruel kanamayı' başlatır.Vücudumuz anneliği yaşayabilmek için östrojen progesteron gibi hormonlarla donanır ve birtakım fizyolojik ve metabolik değişimler sonucu oluşan doğurganlık yetisi bizi anne yapar.Gebelik ise doğada dişilere verilen mucizevi bir dönemdir.O dönemde yaşadıklarımız,yediklerimiz ve genlerimizle başka bir canlıya hayat veririz.Bu,yaşamımızda birkaç kez yinelenen mükemmel bir süreçtir.Hemen arkasından gelen emziklilik dönemi de bu dönemi tamamlayan bir süreçtir.Bedenimiz bu süreçleri yaşadıktan sonra kendi sonbaharına girdiğinde bizi 'menopoz'la tanıştırır.Menopozla birlikte tamamıyla farklı yeni bir fizyolojik ve metabolik sürece girilir.Bu döneme geçişte doğru beslenir ve egzersizi hayatımızda var edersek yeniden canlılığın başka bir dinginliğini yumuşak gelgitlerle yaşarız.

Kışın hasta olmamak için neler yapmalıyız?

Düzenli spor yapmaya özen gösterin. Spor metabolizmanızı çalıştırmanın yanında, sizi psikolojik olarak rahatlatıp daha rahat diyet yapmanızı sağlar. Özellikle tempolu yürüyüşler, bisiklete binmek ve yüzmek mutluluk hormonu salgısını artırarak; sizi rahatlatır.

KAHVALTISIZ OLMAZ!
Metabolizmanızı iyi çalışır duruma getirmek için güne mutlaka kahvaltı yaparak başlayın. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak hem direncinizi koruyacak, hem de diyetin yapılabilirlik oranını artıracaktır.

5 PORSİYON MEYVE
Hastalık riskinin arttığı bu dönemde, soğuk algınlığından korunmak için antioksidan içeriği yüksek olan yeşil yapraklı sebzeleri tüketin. Meyve alımını ise; günlük 4-5 porsiyonda tutun. Portakal, mandalina, nar ve kivi tüketin.

Elma, her derde deva..

Dünyada 5 binden fazla türü olan elma, kabuğu, sirkesi, suyu ve çiğ haliyle insan yaşamında çok önemli bir besin ve yaşam kaynağı oluşturuyor

Elma uzmanlar tarafından sağlıklı yaşamaya önem veren kişilerin yanından eksik etmeyeceği meyveler arasında gösteriliyor. Organik asitler, fosfor, sodanın yanı sıra, A, B1, B2, C, E vitaminleri bulunan elma, taze meyve, meyve suyu ve sirke olarak kullanılabiliyor.

Çiğ elma kabuğu da yenildiğinde vücuttaki ürik asit oranını azaltırken, çiğ elma içerdiği organik asitler, soda ve fosfor yardımı ile beyin, karaciğer ve mideyi olumlu etkiliyor. Pişmiş elma ile yapılan hoşaf türü yiyecekler rahatlatıcı olurken kabızlık sorununu da giderebiliyor.

Rahat bir gebelik için yapılması gerekenler -1-

Gebelik süresi boyunca vücutta çeşitli değişiklikler olması nedeniyle anne adayları zaman zaman sorunlarla karşılaşabiliyor. Gebeliğin çeşitli dönemlerinde dikkat edilmesi gerekenler ise farklılık gösteriyor.

9 aylık gebelik süresince vücudun gebeliğe adaptasyonu ile birlikte aydan aya değişen sıkıntılar ve beraberinde güzellikler yaşanıyor. V.K.V. Amerikan Hastanesi’nden Dr. Kayhan Yakın, gebeliği üç döneme ayırarak dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlatıyor...

İLK 3 AY
Gebeliğin başlangıcına, embriyonun rahim duvarına tutunmasından itibaren salgıladığı beta-hCG hormonu ve vücutta yarattığı etkiler damgasını vurmaktadır..

İnsanı genç kılan 3 vitamin...

Antioksidan etkisi gösteren bu gıdalar hastalıkları önlüyor...

A, C ve E vitamini, antioksidan etki göstererek serbest radikallerin hücrelere zarar vermesine engel olarak yaşlanmayı yavaşlatıyor. Ancak bu ürünlerin gereksiz yere veya fazla kullanımının da ters etkilerinin olabileceğini de hatırlatıyor uzmanlar...

BESLENME DAVRANIŞI

Yaşlanma sürecinde kalıtımın, çevresel faktörlerin ve yaşam şeklinin önemli yeri var. Ancak çevresel faktörler ve yaşam şekli bu sürecin neredeyse yüzde 70íini etkiliyor.

Ilgili Konular:

Grip hastalığından 81 milyon kişi ölebilir ..

Gripal enfeksiyonu bu kez çok güçlü geliyor. Bilim adamları, mevcut olan grip aşılarının yeni grip vürüsüne karşı etkisinin olmadığını ifade ediyor...
GRİP virüsü her geçen gün aşılara karşı bağışıklık kazanarak güçlendiği ifade ediliyor. Ortadoğu gazetesi'nin haberine göre; ABD'li bilim adamları, büyük ve ölümcül bir grip salgınının tüm dünyayı etkileyeceğini iddia etti. 1918-20 yılları arasında İspanya'da görülen grip salgının bir benzeri olduğu açıklanan salgının, yüzde 96'sı gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 51-81 milyon kişinin ölümüne neden olacağı tahmin ediliyor. Harvard Üniversitesi'nden Christopher Murray ve arkadaşları, Tahminlere göre, 2004'te yeni bir salgın olsaydı, yüzde 49'u Asya ülkelerinde, yüzde 29'u Sahraaltı Afrikası'nda, yüzde 10'u Ortadoğu'da, yüzde 4'ü OECD ülkelerinde, yüzde 4'ü Latin Amerika'da, yüzde 4'ü Avrupa ülkelerinde yaşayanlar olmak üzere dünya nüfusunun yaklaşık yüzde biri ölecekti.

D Vitamini göğüs kanserini önlüyor

Kadınlarda göğüs kanseri üzerine araştırmalar yapan bilimadamları bazı önemli sonuçlara vardı.
Yeni bir araştırma D vitamininin göğüs kanserinin ilerlemesini yavaşlatmakta önemli etkiye sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar yeterince D vitamini almayan hastalarda kanserin sıçrama ve ölüm riskinin daha büyük olduğunu söylüyor. Göğüs kanseri uzmanı Doktor Anne McTiernan bu çalışmanın çok önemli olduğunu çünkü bu sayede kadınların hastalığı nasıl yenebileceklerine dair bilgiler edindiklerini söylüyor.

Hergün bir avuç böğürtlen..


Adana(AA)- Türkiye'de yaygın olarak doğal ortamda yetişen, ancak uyum çalışmaları sonucu ekim alanları hızla artan böğürtlenin, kansere karşı koruyucu etkisinin yanı sıra kan şekerini de dengelediği, bu nedenle ''günde bir avuç'' tüketilmesi gerektiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgül Türemiş, kozmetikten gıda sanayine kadar çok amaçlı kullanılabilen böğürtlene gösterilen ilginin her geçen yıl daha da arttığını söyledi.

D Vitamini Kalın Bağırsak ve Meme Kanseri riskini azaltıyor

ABD'de yapılan iki ayrı araştırmada, D vitamininin meme kanseri riskini yüzde 50 ve kalın bağırsak (kolorektal) kanserini de yüzde 66 azalttığı belirlendi.

San Diego'daki California Üniversitesi Moores Kanser Araştırma Merkezinde değişik dozlarda D vitamini verilen 1750 denek üzerinde yapılan ilk araştırmada, kanında en yüksek oranda (mililitre başına 52 nanogram) D vitamini bulunanların en düşük meme kanseri riskine sahip oldukları tespit edildi.

Journal of Steroid Biochemistry and Molecular Biology'de yayımlanan araştırmayı yapanlardan Dr. Cedric Garland, Günde 2000 uluslararası ünite (mililitrede 46 nanogram) D vitamini alanlarda ve günde 10 ila 15 dakika güneşte kalanlarda meme kanseri riskinin yüzde 50 azalması sağlanabilir diye konuştu.

Konuyla ilgili benzer içerik


Son yorumlar

Anket

İçeriği paylaş