SORUMLULUK

warning: Creating default object from empty value in /home/kadin/domains/kadinpenceresi.com/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Eş Anne Değildir!

Eş Anne Değildir!
Geçelerde izlediğim bir TV dizisinde eşler arası yaşanan bir hadise beni şok etti. Karısının üç çocuğu ile akşam gelecek misafirlere hazırlık yapmada zorlanacağı için ev işlerinde eşinden yardım istemesine mukabil, eşi bunu şiddetle red ediyor ve aralarında çıkan tartışma bir zincir halinde uzayıp gidiyor. Sonuç “marriage consular; evlilik danışmanı”.

Enteransandır evlilik danışmanı olan bayan ısrarla erkek üzerinde yoğunlaşıyor ve görünenden hareketle görünmeyen problemi, şuur altında yatan red gerekçesini anlamaya çalışıyor. Çocukluğundan başlayarak sorduğu bütün sorular kendine göre tesbit ettiği gizli gerekçeyi bulma istikametinde. Sözü uzatmayayım; neticede ana noktayı yakalıyor; erkek ev işleri özelinde eşinden annesi olmasını istiyor.

Her yaşın bir sendromu var en zoru da 30 yaş!

Her yaşın bir sendromu var en zoru da 30 yaş!
İnsanların kendisiyle ve bedeniyle en büyük imtihanı 30'unda başlıyor. '30 yaş sendromu'na yakalanan birinin sonraki sendromları teğet geçmesi mümkün değil! 35 yaşına geldiğinde ise Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerindeki gibi "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün" kabullenişi başlıyor. Sonra 40, 50 derken 70 yaş sendromları görülüyor.

Ama insanı en çok etkileyeni 30 yaş... Boşanma ve depresyon vakaları bu dönemde çok görülüyor. 30 yaş sendromunu en çok yaşayanlar ise şehirli insanlar...

Modern çağ insanının ergenlikten sonra kendisiyle ve bedeniyle en büyük imtihanı 30 yaşında oluyor. "30 yaş sendromu" olarak adlandırılan bu süreç, bazıları için 25 yaşında başlıyor (Eyvah otuzuma yaklaşıyorum!), bazıları içinse 35 yaşına kadar devam ediyor.

Dost biriktirmek

Dostluk nedir? Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası, bir moda, bir gelgeç ruh hali değil...

Sempati..

İlgi..

Bağlılık..

Yüceltme..

Taçlandırma...

Sorumluluk duyma..

Yürekten algılama..

Dişi kuş yuvadan el etek çekerse mutluluk da o evden elini eteğini çeker.

Eşine karşı nasıl davranması gerektiğini bilmeyen kadının şikâyete hakkı var mı?

"Mükemmel bir kocanın nasıl olmasıyla ilgili bir kitap arıyorum. Eşime vereceğim ki, hatalarını anlayıp düzeltsin." diyen kadına arkadaşı sordu: "Peki sen mükemmel bir kadın mısın?" Nedense genel olarak eşler, birbirlerini mutsuz eden taraflarını görüp sürekli şikâyet ettikleri halde, "Evliliğimde mutluluğu yakalamak için asıl kendim ne yapabilirim? Bana ne görevler düşüyor?" diye düşünmezler.

Psikiyatriste veya bir evlilik danışmanına gittiklerinde hep eşlerinin hatalarını sayıp dökerler. "Benim şu yanlışlarım var. Eşim de bundan rahatsız oluyordur. Ben bunları nasıl düzeltip, onu mutlu edeceğim?" diyenler maalesef yok denecek kadar az.

Çocuklarda agresif davranışlar..

Saldırganlık doğuştan var olduğu kabul edilen bir dürtüdür. Çevrenin olumsuz tutumları, çocuğun isteklerinin sürekli engellenmesi, baskı altında tutulması veya tamamen serbest bırakılması ve çocuğa yöneltilen saldırganlıklar, çocukta saldırganlığın oluşmasına ya da güçlenmesine sebep olabilir. Bazen çocuk saldırganlığı kendisine yönelterek tırnak yeme, saç koparma, kendini yaralama gibi uyum bozuklukları gösterebilir.

Dışa yönelik saldırganlıkta ise çocuk, eşyalara zarar verme, oyuncaklarını kırma, bağırma, vurma,itme, ısırma gibi davranışlar gösterir. Agresif davranışlar karşısında uygun anne-baba tutumları şöyle sıralanabilir:

� Anne baba kesinlikle çocuğa agresiflik örneği oluşturmamalı, iyi birer model olmalıdır.

� Çocuğun gösterdiği agresif davranışlara anlayış gösterilmemeli ve bu şekilde isteklerinin yerine getirilemeyeceği anlatılmalıdır.

Eşinizi hayatınızın koltuk değneği gibi kullanmak yerine ayaklarınızla yürümeyi öğrenin.

Eşinize bağlı mısınız, bağımlı mısınız?

Eşiniz olmadan bir adım atamıyor, her işiniz için onun yardımına mı ihtiyaç duyuyorsunuz? Eşinizi hayatınızın koltuk değneği gibi kullanmak yerine ayaklarınızla yürümeyi öğrenin. Eşinize bağlanın, ama eşinizin sizi sırtında taşımasını istemeyin.

Eşini kaybeden kadın, hıçkırıklar arasında: "Allah'ım ben onsuz nasıl yaşar, nasıl ayakta kalabilirim? O benim tutan elim, gören gözümdü. Çarşıya gider, alışverişi yapar, faturaları öderdi. Sabah kahvaltıyı bile hazırlayıp bizi kaldırırdı. Yalnız eşim değil, dayanağımdı. Şimdi koca dünyada tek başıma kaldım." diyordu.

sponsorlu bağlantılar

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz:

Son yorumlar

Son konular

nid)); if ($sebil=='') $sebil = 'node/'.$term->nid; echo ' - '. $term->title .'
'; } ?>
İçeriği paylaş